Vatanımızın içinde bulunduğu hal dolayısıyla buyük, küçük herkese şahsi önemiyle mütenasip bir sorumluluk payı düştüğunü, vatanın uğradığı felaketlerin memleket evlatlarından her birinin ahlaki noksanlarından kaynaklandığını ve bu noksanların vatani hizmetlerin çeşitli yollarla yerine getirilmesine engel teşkil ettiğini her birimiz vicdanen bul etmeliyiz.
Hangi idare usulü yürürlükte olursa olsun, hükümdarmaneviyat ve ahlakın idarecisi konumundadır. Dolayısıyla her memlekette ilim, fen ve sanayiin, diyanet ve ahlakın, ilim ve irfan ehlinin en tabii koruyucusu, seçkin sınıfın en üstün şahsiyeti hükümdardır.
Bir toplumda hukukta eşitlik bulunmasına karşın, şahsi üstünlükler ortadan kalkarsa, diğer bir tabirle fertlerin haklarını kullanmasında ve vazifelerini ifa etmesinde herkes acze düşer ve böylelikle toplumun ilerlemesi imkân dışı bir hal alırsa ortaya çıkan eşitlik toplumsal bir felaket olur.