Murathan Mungan’ın büyük bir yazar olmasında etliye sütlüye karışmaktan kaçınma refleksi yerine, özellikle suya sabuna dokunmaya çalışan, “aydın sorumluluğu”nun büyük bir etkisi olduğuna inanıyorum.
Romeo:
“Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.”
Bak nasıl da sararıp soluvermiş Tanrıça kederden
Sen ondan çok daha güzelsin diye.
Kıskandığı için vazgeç ona bağlılıktan,
Tüm göklerin en güzel yıldızlarından ikisi,
Yalvarıyorlar onun gözlerine işleri olduğundan:
Biz dönünceye dek siz parıldayın, diye.
Gözleri gökte olsaydı, yıldızlar da onun yüzünde;
Utandırırdı yıldızları yanaklarının parlaklığı,
Gün ışığının kandili utandırdığı gibi tıpkı.
Öyle parlak bir ışık çağlayanı olurdu ki gözleri gökte,
Gece bitti sanarak kuşlar cıvıldaşırdı.
Bak, nasıl da dayamış yanağını eline!
Ah, eline giydiği eldiven olaydım da
Dokunaydım yanağına.
Juliet:
Aaah!
Ah, Romeo, Romeo!
Neden Romeo'sun sen?
“Senin mutlaka bu kitabı okuman gerek” diyerek bir sabah öğretmenler odasında bu kitapla beraber bana kahve getiren değerli meslektaşım sayesinde okudum bu kitabı , okudum ve gerçekten anladım :)