Bu çöküntü ve yıkıntı içinde ordumuzda dağılmak üzereydi. Birçok yerde silahları ellerinden alınmış, askerler terhis edilmişti.
Görev başında bulunan askeri birlikler de silah ve inanç gücünden yoksundu. Subaylar kararsızlık içindeydi, ne yapacaklarını bilmiyorlardı.
Ben, Samsun'a "Üçünü Ordu Müfettişliği" göreviyle çıkmıştım. Başkent İstanbul'da bazı arkadaşlarımla buluşup durumu tartıştık. Bu çöküntüyü önlemek için bazı çözüm yolları araştırmıştık. Yöneticilerin düşüncelerine katılmıyorduk.
Bunun için benden kuşkulanmışlardı. beni İstanbul'dan uzaklaştırmak istiyorlardı. İşte bana "ordu müfettişliği" görevini bu yüzden verdiler. Anadolu'ya bu yetki ile gidiyordum. Buyruğum altında bulunan ordu birliklerine bildirimlerde bulunacak, Samsun ve çevresindeki güvensizliği yerinde görüp önleyecektim.
Şunu söyleyeyim ki, bana bu görevi verenler, bilerek vermediler. Benim için iyi bir fırsat doğmuştu. Anadolu'ya gidip, şaşkınlık içinde bulunan halka durumu anlatacaktım. Onları ulusal bir amaç çevresinde toplayacaktım.
İnanıyoruz ki, Türk çocukları, Atatürk tarafından kendilerine bırakılan emanetin bilincindedirler. Atatürk'ü anlamak, O'nun yurdumuz için yaptıklarını bilmek, ulusumuzun özgürlüğü için nelere göğüs gerdiğini öğrenmek her Türk çocuğu için bir görevdir.
Zafer YURT