Maral Atamaca'nın bütün kitaplarını okumuş biri olarak en az beğendiğim kitabı bu olmuş diyebilirim. Genelde bize yazmak istediği duyguyu aktarmada başarılı olan yazar bu kitabında bunu başaramamış maalesef. Başlarda fantastik ile başlamış. Daha sonra komediye geçiş yapmış. Romantik kısımlar da var ama bunu çok az tutmuş. Sonlarda da dram üzerine ilerlemiş. Bana biraz karmaşık ve yorucu geldi açıkçası. Yine de yazarın emeğine sağlık
Çok geç yaşta ama iyiki okuduğum dediğim bir kitap oldu. Okunması ve okutulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Aslında genel olarak, narin ve hassas kalbi olanların daha sahipleneceği bir kitap.
Bir yanda korku
Bir yanda ümit varsa
İki kanatlı olursun.
Tek kanatlı uçulmaz zaten...
Kısaca söylemek gerekirse kitap orta şekerdi. Kitap akıcı bir şekilde ilerliyor. Yazar bazı yerlerde tekrara düşmüş gibi ama siz yine de bir fırsat verebilirsiniz:)
Öncelikle "Yanındakiyle yaşar, aklındakiyle ölürsün."sözü sanki bu kitap için yazılmış gibi.
Kitabı çok beğendim. Gayet akıcı şekilde ilerliyor. Uzun uzadıya yazılar, incelemeler yapılması gereken bir eser. Ama kitabı yeni bitirdiğimden tam olarak sindiremediğimi düşünüyorum. Belki bu kitabı tekrar tekrar okur ve o zaman bu kitaba yakışır bir inceleme yapabilirim.
Kısacası herkesin karşısına Raif gibi seven Maria'lar. Maria gibi sevilen Raif'ler çıkmasını diliyorum.
Herkesin bu esere şans verip okumasını istiyorum.
Şimdiden okuyacak olanlara keyifli okumalar:)
Not: Yazdıklarım spoi içerir.
Öncelikle Sabahattin Ali'nin bizlere böyle bir eser bıraktığı için minnettarım. Bazen neden bu kadar az kitabı olduğuna üzülmüyor değilim. O yıllarki sorun ve olayları bu yıllara böyle güzel ve sürükleyici şekilde aktarabilmesi gerçekten şahane bir şey.
Fazla uzatmadan İçimizdeki Şeytan kitabına geçeyim. Birçok kişi kitabın konusuna Ömer ve Macide'nin aşkı diye yazıp durmuş. Ama ben buna hiç katılmıyorum.(Bu benim fikrim:)). Ben kitapta aşk duygusunu hissetmedim açıkçası. Daha çok kendimizi eleştirmek üzere yazıldığını düşünüyorum. Bir ara acaba benimde içimde bir şeytan var mı düşünmedim değil:)
Yazarın kişileri tanımlaması, iç seslerini yansıtmasına bayıldım. Gerçekten kitabı hissederek okudum.
Macide bu eserde en saf bir o kadar da sönük karakter olarak karşımıza çıkıyor. Ben Macide'nin daha güçlü olarak yazılmasını çok isterdim.
Ömer bu eserde ömür törpüsü misaliydi. Ne istediğini bilmeyen, kendi her hatasını içindeki şeytana bağlayan, hiçbir duygusundan tam olarak emin olmayan bir karakter.
Nihat, Profesör Hikmet, İsmet Şerif karakteri çok kusurluydu. Ve Sabahattin Ali'nin siyasi üzerinde konularını bu karakterler üzerinde birleştirmiş.
Kısacası okunmaya değer bir kitap. Fırsat verin derim:)