“Hayat, döngüsel bir hareket, kısır döngü, boş, anlamsız, tekdüze gelgitler... Peki işin aslı? Yaşlanmak, gerçek sonuç mu? Çürümek, tekdüze ve aptalca bir sallantı, acımasız bir işkence. Gündüz, geceye bir giriş, gece de gündüze. Bu, ölünceye kadar ömür ipini kemirerek kısaltan bu siyah ve beyaz farenin tekrarlanan soğuk oyunu...
Hayat mı? Temâşā; sonuçsuz, anlamsız sabah ve akşamların seyri; tatsız ve sonu gelmez bir oyun... Zamanın yoktur. Hepsi ızdırap, telaş, bekleyiş... Bulduğun ve ulaştığın "vakit", bir hiç, boş, abes felsefesi, nihilizm..”
“Kadere meydan okumanın çok çeşitli yolları vardır ve neredeyse hepsi de boşunadır ve en kötüsünün olacağını düşünmeye mecbur kalırken en iyisinin olacağına inanmak ise bu yolların en sıradanlarındandır.”
“Kendimi buradan, bu gerçeklikten koparmak, bir bulut gibi yükselip uzaklaşmak, dışarıdaki nemli yaz gecesine karışmak ve uzaklarda bir yerde, dağların üstünde ayrışmak, yok olmak istiyorum. Ama buradayım; bacaklarım birer beton sütun, ciğerlerim havasız, boğazım yanıyor. Öyle uçup gitmek yok. Bu gece, bundan başka bir gerçeklik yok.”
“Fakat hayattan aldığın ders şudur: geçmişin geçerliliği, geçmişi gömmek gibi söylenenler yanlışmış. Çünkü geçmiş, dişiyle tırnağıyla yol bulup, üze çıkar.”