''Başrolünde seri bir katilin olduğu ve onun işlediği kafa karıştırıcı cinayetleri mi okumak istiyorsunuz? O zaman yanlış yerdesiniz. Bu kitabın ismine aldanıp böyle bir hikâye okuyacağınızı sanıyorsanız, büyük bir yanılgı içerisindeniz demektir.
Kitabın kapağını, yeni bir kitaba başlamanın verdiği heyecan içerisinde açıyorsunuz ve aynı heyecanla kitabı okumaya başlıyorsunuz. Tabii birde aklınızda acaba 'Psikopat kim?' sorusu var.
Okumaya devam ettikçe, heyecanınız ne yazık ki git gide sönmeye başlıyor. Çünkü yazarın kitaba verdiği ismi unutup başka bir olaya odaklandığını düşünmeye başlıyorsunuz. Hangi olaya mı? Buna cevap vermeden önce kitabın başına dönelim.
Kitap Mia Moseley ve ailesinin Amerika’dan İngiltere’ye taşınmasıyla başlıyor. Tabii biz karakterin taşındığı yeni yere ve başlayacağı -yeni- okuluna adapte olma sürecini okuyacağımızı düşünüyoruz ama maalesef yazar bizimle aynı görüşte değil. Normalde insan yeni taşındığı yeri merak eder ve bundan dolayı da çıkıp dolaşmak ister değil mi? Ama yok! Birde kitapta doğru dürüst okul sahnesi yok! (Sinirlenmiş olabilirim.)
Şimdi düşünün bir karakter başka bir ülkeye taşınacak ama yaşamaya başladığı yerin yakınlarında onu etkileyecek biri olmayacak öyle mi? Bu imkânsız. İşte ergen kızımızın aşk yaşayacağı o kişi, babasıyla ilgili sorunları olan Darian Davis. (Babasıyla ilgili sorunları olması olmazsa olmaz zaten.)
Mia ve Darian, ‘Bir durun!’ diyeceğiniz kadar hızlı sevgili oluyorlar. İşte yazarın üzerinde
odaklandığı olay da tam olarak buradan itibaren başlıyor. Ergen çiftimizin ergenlik hormonlarının, onlar üzerindeki olası etkileri. Kitap boyunca bunu okuyoruz. Bir noktadan sonra ‘Yeteeeeerrrrr!’ diye bağırmak istedim.
Aslında kitapta ters köşeler vardı. Özellikle son bölümde ama yazar bunların üstünde