Semanur

Semanur
@Semanur_Demir_
صبر زمان
8/10
·173 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 05 Nisan 2026 11:09
"Kitabın adı ne kadar Vatan Yahut Silistre olsa da yayınevi Namık Kemal 'in Akif Bey isimli kitabına da yer vermiş. Önce Vatan Yahut Silistre'den bahsedeyim. Tiyatro türünde yazılmış bir kitap. Okuduğunuzda vatan sevgisini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Bu konuda insanın duygularını oldukça coşturan bir eser. Bir insanın vatanı için nelerden vazgeçebileceğini, vatanı için kimleri geride bırakabileceğini okumak fazlasıyla etkileyici. Bunun yanında başrol olan Zekiye ve İslam Bey'in aşkını okumak da güzel bir etki bırakıyor. Gelelim Namık Kemal'in Akif Bey isimli eserine. Vatan Yahut Silistre'nin aksine bu eserde vatan sevgisinden daha çok aşk ön planda. Fakat aşkın karşılıklı oldu söylenemez. Başrol çiftimiz ise Dilrüba ve kitaba adını veren Akif Bey. Akif Bey Dilrüba'ya kelimenin tam anlamıyla kör kütük aşık fakat Dilrüba ise aynı duyguları paylaşmıyor. Ne yazık ki Akif Bey'i tam tersine inandırmış. Akif Bey ise bu gerçeği çok acı bir şekilde öğreniyor. (Unutmadan söyleyeyim çiftimiz evli!) Aslında kitabı okumaya başlamadan önce ön yargılıydım ama iki eseri de beklediğimden daha çok beğendim. İkisi de oldukça akıcıydı."
Edebiyat
Vatan Yahut SilistreNamık Kemal · Mavi Çatı Yayınları · 201727,5bin okunma
Reklam
5/10
·119 syf.··
2026 3. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 16:08
"Biçare Dilber... Hayatın korkunç yüzüyle erken yaşlarda tanışmak zorunda kalmış o küçük kız çocuğu. İsmini dahi sonradan edinen o küçük. 8-9 yaşlarında bir esirci olan Hacı Ömer tarafından satın alınıp sonrasında ise bir aileye satılan kimsesiz masum. İşte Dilber'e ismini, bu aile veriyor. Dilber'in evin uşağı ve hanımı tarafından gördüğü muamele yürek sızlatan cinsten. Henüz kendisi okul çağındayken, okula giden evin kızına hizmet etmek zorunda kalan küçücük kız. Ama şans bir yerde Dilber'in yüzüne gülüyor. Tabii biz bunun bir şans olduğunu düşünmeyebiliriz ama o çaresiz minik için kurtuluş yolu. Peki o yol ne mi? Tekrardan satılmak. Dilber ailenin taşınmak zorunda kalmasından dolayı, bir esirciye satılıyor. 15 yaşına kadar esircinin yanında kaldıktan sonra yeniden bir ailenin yanına veriliyor. Bu evde Dilber daha önce hiç tatmadığı bir duyguyu tadacak. Aşk... Aşık olduğu kişi ise evin ressam olan oğlu Celal Bey. Dilber'in duyguları ise karşılıksız değildir... Daha fazla spoi vermeden genel olarak ne düşündüğümü yazayım. Kitabı ilk okuyuşum değil. İlk okuduğumda önyargıyla başlamıştım fakat sevmiştim. Bu sefer ise zaten sevdiğim bir kitap diye başlayıp, sevemedim. Bu yüzden de bir türlü elime alıp okumak istemedim. Yazarın betimlemeleri çok baydı. Normalde betimleme okumayı severim ama bazıları o kadar uzundu ki cümlenin/paragrafın başını unutuyordum. Bazı bölümlerde de karakter isimleri çok karıştı kim kimdi diye düşünmekten odaklanmadım. Yazarın halk için yaptığı eleştiriler de vardı ve bence oldukça iyi yerlere değinmişti. Daha düşük puan vermeyi düşündüm ama ilk okuduğum zaman beğenmiş olmamdan dolayı, belki benim reading slump dönemime denk gelmiştir diyip orta bir puan vermek istedim."
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · Maviçatı Yayınları · 201856,4bin okunma
9/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2026 12:24
''Kitap başkarakterimiz olan Savcı Paul Copeland’ın -kısaca Cope- babasını kaybetmesiyle başlıyor. Sonrasında ise üç ay sonraya atlayıp bu sefer kendisini, kızı Cara’nın okuduğu okulun spor salonunda, kızını izlerken buluyoruz. O kızını izlemeye devam ederken iki tane polis kendisiyle konuşmak için yanına geliyor. Cope daha önce adını dahi duymadığı birinin öldürüldüğünü ve bu kişinin kendisiyle bir ilgisinin olduğunu öğreniyor. Bu kişi kim mi? 20 yıl önce ölen daha doğrusu öldürülen arkadaşı Gil Perez. Peki bu nasıl mümkün olabilir ki? İşte kitap boyunca bunu sorguluyoruz. Ama sorgulamamız bununla kalmıyor. Çünkü 20 sene önce öldürülen sadece Gil değildi. O gün Gil dışında üç genç daha vardı ve bunlardan biri de Paul Copeland’ın kız kardeşiydi. Cope, Gil’in 20 sene boyunca yaşamış olduğunu öğrendikten sonra kardeşinin de yaşayıp yaşamadığını merak etmeye başlıyor. Cope bunun merakı içerisindeyken 20 yıl önce sevgilisi olan Lucy Gold’dan bir telefon alıyor. Neden ayrıldıktan birkaç yıl sonra değil de tam da Gil tekrar ortaya çıkmışken. Cevabı ise şu. Lucy Gold üniversitede psikoloji bölümünde öğretmenlik yapıyor. Bir gün öğrencilerinden bir anılarını yazmasını ve isim belirtmeden kendisine mail yoluyla göndermelerini istiyor. Ödevler gönderildikten sonra asistanı ile beraber ödevleri okurken, 20 yıl önce sadece kendisinin ve sevgilisinin -yani Cope- bildiği bir olayı okuyor. O zamanlar daha doğmamış olan bu öğrenci bunu nasıl bilebilir ki? Bir yandan bu öğrencinin kim olduğunu ve bu olayı nasıl bildiğini merak ederken bir yandan da Copeland’ın kız kardeşi, Gil gibi kurtuldu mu bunu merak ediyoruz. İkinci sorunun cevabı son bölümlere kadar gizemini koruyor. Bunların yanı sıra odaklandığımız tek olay cinayet değil. Hatırlayalım ki Cope bir savcıydı. Kendisinin
Edebiyat
OrmanHarlan Coben · Martı Yayınları · 20111,854 okunma
7/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 30 Kasım 2025 20:12
''Kitap bir dedektif olan Charlie Yuchalla’nın Kuzey Karolina Eyaleti’nde halk sağlığı müfettişi olan sevgilisi Alcy Ward ile yaptığı piknik sırasında aldığı cinayet haberiyle başlıyor. Tabii çiftimiz hemen cinayet mahalline gidiyor. Oraya gittiklerinde ve cesedi gördüklerinde, nasıl öldürüldüğüyle ilgili hiçbir iz bulamıyorlar. Bıçak, silah veya boğularak öldürme? Hiçbiri yok. Cesette en ufak bir çizik dahi yok. Doğal olarak otopsi sonuçlarını beklemeye karar veriyorlar. Fakat sonuçlardan bir şey çıkmıyor. Ne zehirlenme ne de kalp krizi. Bir sonuç elde edilmemiş olsa bile, olayın cinayet olduğu üzerinde durulmaya devam ediliyor. (Öyleyse katil nasıl öldürdü? Bunun cevabını daha sonra katilin ağzından alıyoruz.) Fakat gariplik bununla da bitmiyor. Cesette garip olan bir durum daha var. Cesedin yüzündeki ifade. Yüzünde öyle bir ifade var ki insana ‘Acaba ne gördü de bu kadar korkmuş olabilir?’ dedirtiyor. Bu arada cinayet olayı Cherokee kültürüne ait Ucube Dansları adı verilen bir etkinlik sırasında gerçekleşiyor. Bir diğer garip olayın da bu dans sırasında olduğu fark ediliyor. Normalde bu dansta yedi kişi yer alıyor. Fakat daha sonra yapılan sorgulamalarda dansta sekiz kişi olduğu fark ediliyor. Peki sekizinci kişi kim? Kitabın olayı da aslında bu sekizinci kişinin kim olduğunu çözmek. Yazar karakterlerin üzerine bu şüpheyi çok güzel çekiyor. Fakat en çok üzerinde durulan şüpheli için cinayeti işleme sebebinin sürekli dile getirilmesi, bir noktadan sonra insanı baymaya başlıyor. Ayrıca sürekli Cherokee kültürüne ait mistik bir varlığın geçmesi de aynı etkiyi doğuruyor. Fantastik bir kitap okuyor olsak uygun olabilirdi ama polisiye için maalesef ki değil. Okurken sıkıldım demeyeceğim ama sürekli bir eksiklik hissetim. Bunun ne olduğunu çok düşündüm ve sonra fark
Edebiyat
Kurbanın Adını SöyleCharles Suddeth · Olimpos Yayınları · 201875 okunma
3/10
·336 syf.··
2025 9. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2025 15:26
''Başrolünde seri bir katilin olduğu ve onun işlediği kafa karıştırıcı cinayetleri mi okumak istiyorsunuz? O zaman yanlış yerdesiniz. Bu kitabın ismine aldanıp böyle bir hikâye okuyacağınızı sanıyorsanız, büyük bir yanılgı içerisindeniz demektir. Kitabın kapağını, yeni bir kitaba başlamanın verdiği heyecan içerisinde açıyorsunuz ve aynı heyecanla kitabı okumaya başlıyorsunuz. Tabii birde aklınızda acaba 'Psikopat kim?' sorusu var. Okumaya devam ettikçe, heyecanınız ne yazık ki git gide sönmeye başlıyor. Çünkü yazarın kitaba verdiği ismi unutup başka bir olaya odaklandığını düşünmeye başlıyorsunuz. Hangi olaya mı? Buna cevap vermeden önce kitabın başına dönelim. Kitap Mia Moseley ve ailesinin Amerika’dan İngiltere’ye taşınmasıyla başlıyor. Tabii biz karakterin taşındığı yeni yere ve başlayacağı -yeni- okuluna adapte olma sürecini okuyacağımızı düşünüyoruz ama maalesef yazar bizimle aynı görüşte değil. Normalde insan yeni taşındığı yeri merak eder ve bundan dolayı da çıkıp dolaşmak ister değil mi? Ama yok! Birde kitapta doğru dürüst okul sahnesi yok! (Sinirlenmiş olabilirim.) Şimdi düşünün bir karakter başka bir ülkeye taşınacak ama yaşamaya başladığı yerin yakınlarında onu etkileyecek biri olmayacak öyle mi? Bu imkânsız. İşte ergen kızımızın aşk yaşayacağı o kişi, babasıyla ilgili sorunları olan Darian Davis. (Babasıyla ilgili sorunları olması olmazsa olmaz zaten.) Mia ve Darian, ‘Bir durun!’ diyeceğiniz kadar hızlı sevgili oluyorlar. İşte yazarın üzerinde odaklandığı olay da tam olarak buradan itibaren başlıyor. Ergen çiftimizin ergenlik hormonlarının, onlar üzerindeki olası etkileri. Kitap boyunca bunu okuyoruz. Bir noktadan sonra ‘Yeteeeeerrrrr!’ diye bağırmak istedim. Aslında kitapta ters köşeler vardı. Özellikle son bölümde ama yazar bunların üstünde
Edebiyat
PsikopatJohn Smith · Kalipso Yayınevi · 20191 okunma
Reklam