“Bizi mutlu eden, bir şeyin sahibi olmak değil, o şeyin tadına varabilmektir” der Montaigne. Hayat insana bütün nimetleri verse de, tadabilmek için evvela rahat bir ruha sahip olması gerekir. Kafası dünde kalmış ya da aklı yarına gitmiş birinin sahip olduğu iç sıkıntısı, o kişinin hayattan tat almasını nasıl mümkün kılar?
Sağlığı ve düşüncesi yerinde olmayan biri, hazdan ve mutluluktan bir şey anlamaz. Ruhu pas tutmuş bir insanın hayata bakışı, rengârenk bir ruha sahip olan biriyle aynı mıdır?
Montaigne’in yalnızlığa bakış açısı da tam olarak böyledir, önce kendinden kurtulman gerek. Kendin denilen kişi, başkalarının yarattığı bir kişidir. İşte o heykeli parçalayıp kendini ortaya çıkarmalısın.