Sema Okumuş

Sema Okumuş
@Semaokms
Psikolojik Danışman /
Kahramanmaraş
203 okur puanı
Aralık 2016 tarihinde katıldı
Farkındalık ve bilinç, yaşam akışını etkiler. Dilediğinizde ya da hazır olduğunuzda gerekli istikrar ve emekle, bilgisayara güncelleme gelmesi gibi kendinizi keşfedebilir, gelişmiş sizle tanışabilirsiniz. Bu sebeple yaşamımızın tüm sorumluluğunu bizleri yetiştirenlere yüklemek, hayatın her alanında mağdur olduğumuzu düşünmek objektif bir bakış açısı değildir. Hayat ne getirirse getirsin, her zaman seçim yapma hakkımız vardır. Tüm kararlarımız biz istediğimizde değişebilir. Akışa bırakmak demek, akıntıda sürüklenmek anlamına gelmez. Akışa yön verebilmek de gerekir.
Reklam
Şükran esasen bir **frekans kapısıdır**
Şükran, "var olanı görmek"tir. Farkına varmaktır. En büyük sorunumuz görmemek, bilmemek işte Şükran noktası görebilmektir. Bazen o kadar zihinde yaşarız ki anın güzelliğini göremeyiz. Ve hakikati görmek bilinç sıçramasıdır. Genelde gördüğümüz şey geçmişin perdesinden bakıp yorumlamaktır. Hakikati görmek için o perdenin yıkanması gerek. Orası baya kalbin temizlenmesi ile gelinen bir nokta, kalpte travmanın ( çok değişkenlik gösteren bir şey ) bıraktığı hasardan içerdeki savaşın ikiliğin getirdiği yorgunluktan arınmak. Çünkü şükran kalbi kıtlıktan bolluğa taşır. Kıtlık bilinci şöyle söyler: "Yetersizim. Eksik var. Daha fazlasına ihtiyacım var." Şükran ise şöyle der: "Şu an bana verileni görüyorum." Ve gördüğün şey büyür. Evren dikkat verdiğin şeyi çoğaltır. Şükran dikkati nimete verir. Şükran ruhun direncini yumuşatır. Direnç düşük bilinçtir. Şükran teslimiyettir. Teslimiyet pasiflik degildir (Bu arada oraya gelmek kolay değil.) İçerde korkan, acı çeken, yetersiz hisseden, zan ve sanrılara kapılmış binlerce parçayı iyileştirmen gerek. Çünkü sen tam teslim olmuşken bir parçan isyan bayrağını çekebilir. Seni anksiyete veya tetiklemiş yaralarınla başbaşa bırakabilir. Her bir yara ayrı anksiyete ve korku krizlerine kapılabilir. Bu yüzden teslimiyet noktasına gelmek için bilincimizle çok çalışmak gerek. Kulaktan dolma bilgi değil müşahade edilmiş idrak edilmiş bilgi gerek. Şükrandan titreşmek, evrene bir teşekkür degildir sadece. Şükrandan titreşmek, kendi kalbini açmaktır. Kalbimize duvarlar ördük, Kalbi açmak da kolay değildir. Kalp açıldığında enerji yükselir. Enerji yükseldiğinde bilinç genişler. Bilinç genişlediğinde kader değişir.
Evrende insanın yeri ve önemi, çoğu cahil insanın sandığından epeyce farklıydı ve bunu anlamak, bunun gereği şekilde yaşamak gerekiyordu.
Biri sana hakaret ettiğinde, bu eylem sana ait olmadığı için, senin için sonuç da içermez. Bu hakaretler sadece ve sadece o kişiye aittir ve her kelimesinin sonuçları o kişi için gerçekleşir. Lakin sen bu söyleme alındığın ve bir tepki verdiğin an, artık verdiğin tepkinin sonuçlarından mesulsündür.
Yaşamı kendi doğrularımız üzerinden ele almamız doğaldır. Lakin bu doğruların başkalarının yaşamında da aynı şekilde çalışmasını beklemek, yaşamın yönlerini idrak edememektendir. Evren çok boyutludur. Kimin yaşamının, yaşamı hangi sayfasından çalıştığını bilebilmek için zamanın ve yönlerin üstünde bir algıya sahip olmak gerekir. İnsan doğal varoluş halinde zaman boyutunun bile üstüne çıkamazken, insanın yapabileceği en iyi şey, herkesin doğrusunu yaşayabileceği alanı sunabilmektir. Doğrularımız başkalarının yaşamına zarar vermeye başladığında, o doğrular artık bizi kurtarmaya yaramaz... İşte o noktada karma döngüsünde, kendi doğrumuzun gün gelip yanlışa düşeceği ve o yanlışın da bizi inciteceği ana doğru çekilmeye başlarız.