Ya gelmesini bilmeli ya gitmesini, ikisini de yapmayıp arafta bırakan birisi varsa bilinki bencil koca kulaklı bir eşektir hemen uzaklaşmak lazım. Tıpkı kangren olmuş bir kolu kesmek gibi tümden yok olmaktansa Ömer Seyfettin'in Diyet öyküsündeki gibi diyeti verip kimseye karşı boynu eymemek lazım.
Zaten hayat üç beş günlük mevzudur kimseye karşı değerli olan vaktimizi sebil gibi heba etmeye gerek bulunmuyor.
Diyet bazen öykü deki gibi bir kol oluyor bazen de geniş bir boşluk bir bekleyiş özlem oluyor eyvallah ama inceldiği yerden kopması lastik gibi uzayıp bir yere varmamasına on basar.
Ömer Seyfettin harika bir yazar çocukluğumda bol bol okuyordum arada yine okuyorum.
Kimler okumalı tabiki yeni yeni okumaya başlayanlar ve yeniden okumaya ihtiyacı olanlar (tekrar okumadan bu ihtiyaç gün yüzüne çıkmıyor genelde)
Ayrıca genç yaşında ölmesi ve naaşını kadavra olarak bağışlaması da hayatıyla ilgili birkaç anektod. Buna benzer hüzünlü ayrıntılar hemen tüm yazarlarımızda var ne yazıkki