Sefa

Niye insanlar birbirleriyle bu kadar uğraşırlar... Bilmez miyim hepsi kalleş, budala, hırsız, yalancı? Birbirinin ekmeğine, karısına, kızına, dükkânına göz diktiklerini bilmez miyim? Ben yaşayarak, gülerek, toprak anamızı, güzel kızları seyredip severek üç gün sonra öleceğim.
Sayfa 84 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 16.Basım·Kitabı okudu
Reklam
- İçinde bunun demir, manganez, fosfor, kireç, her şey var,dedi. Ben tohumu anlıyorum. Bir nevi ambar. Bir nevi yumurta. Ama bu toprak denilen şeyi anlayamıyorum. Kimyacı tahlil eder. İçinde şu, şu var, der. Ama tohum içine girince yalnız ona lazım olan şeyleri cömertçe vermesi ne demek? Kokuyu, rengi, madenleri, vitaminleri, çeliği, fosforu, arseniği, şekeri, bilmem ki daha neyi? - Ama yalnız o mu? Ya su? Ya güneş? - Onun kadar mutevazı olmadıkları için bana ikinci derecedeymiş gibi geliyorlar. Yağmur; dua, rica bekliyor sanki yağmur. Şarıl şarıl toprağa aktığı zaman seviniyor, " Allahım, çok şükür!" diyoruz. Ne de güneş gibi parıl parıl parlayarak, " Hepinize bir şeyler veriyorum,ben olmasam işiniz dumandır, ben olmasam yaşayamazsınız, " der toprak. O, sessizce çamur, balçık halinde ayaklarımızın altında bütün kış, potinlerimizi, üstümüzü kirleterek cansız, kara kırmızı, sarı, külrengi, simsiyah yatar. Sonra baharla beraber içindeki sevinci boşaltıverir. Hiç durmadan bol bol dağıtarak bize bir bayram gösterir. Çayırlar, yoncalarla, bayırlar gelinciklerle, papatyalarla dolar. Çalı süpürgeleri bile gülerler. Karşılığı için hiçbir şey istemeden veriyor o. Cömerttir, cömert! Sonra vakti gelince, bize yeter dereceye kadar bir bayram gösterdikten sonra, yine alır kucağına, çürütür, doğurur. Çürütür, doğurur. Erkekler değil ama kadınlar muhakkak topraktan çıktı. Toprak ana! Toprak ana! Her mahlukun dişisinde bir topraklık vardır. Biz erkek kısmı güneşin, havanın, suyun çocuklarıyız belki, ama kadınlar muhakkak topraktan.
Sayfa 79 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 16.Basım·Kitabı okudu
Severim toprağı. Bu sessiz, mütevazı, sakin deli şeyi,dedi. Hayat bundadır işte. Biz canlı mıyız bunun yanında? Onun için bundan yapıldık, derler.
Sayfa 76 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları 16.Basım·Kitabı okudu
Ölüm ve unutulmak
Bir gün kışı hatırlatan bir akşam Ruhumda son kalan mana uçacak, O gün dinlenecek vücudum ancak, Kulaklarım kurşun ve gözlerim cam. Birden örtülecek önümde dünya Bir anda silinip yakın uzaklar Beni tahtalara uzatacaklar; Bitecek yaşamak, bu yarım rüya. Her dakika biraz daha kırılan Kalbim parçalanmış, yazık, içimde. Artık ıstırap yok artık içimde Çöreklenmeyecek her gün bir yılan. Kapatacak bana aşina bir el Gözlerimi kesik hıçkırıklarla Oh, kalbe batmayan bu kırıklarla Her yaşa yabancı kalmak ne güzel! Seneden seneye ve ağır ağır Gömüleceğim ben de ine ine Hareketsiz ve kör, dilsiz ve sağır, Boş bir karanlığın derinliğine. (1897-1967) Ali Mümtaz Arolat
Sayfa 40 - Zambak Yayınları·Kitabı okudu
Olvido
Söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir Kâğıtlarda yarım bırakılmış şiir; İnsan yağmur kokan bir sabaha karşı Hatırlar bir gün bir camı açtığını, Duran bir bulutu, bir kuş uçtuğunu, Çöküp peynir ekmek yediği bir taşı... Bütün bunlar aşkın güzelliğiyledir. (1908-1980) Ahmet Muhip Dıranas
Sayfa 30 - Zambak Yayınları·Kitabı okudu
Reklam