Açarken ufkunda güller alevden
Çıktı, her günkü gibi gülerek evden
Kimseye belli etmedi içindeki yangını
Yürüdü, kendinden emin
Sonsuzluğa doğru
Galata Kulesi'nde bekliyordu ecel
Bir fincan kahve, bir kadeh konyak
Ölüm yolcusunun son arzusu buydu
Bir adam düştü Galata Kulesi'nden
Bu adam benim oğlumdu
Küçücüktü bir zaman
Kucağıma alır ninniler söylerdim ona
"Uyu oğlum, uyu oğlum, ninni"
Bir daha uyanmamak üzere uyudu Vedat
6 Haziran 1973
Galata Kulesi'nden bir adam attı kendini
Bu nankör insanlara
Bu kalleş dünyaya inat
Şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
" Uyan oğlum, uyan oğlum, uyan Vedat"
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
6 Haziran 1973
Pırıl pırıl bir yaz günüydü
Aydınlıktı, güzeldi dünya
Bir adam düştü o gün Galata Kulesi'nden
Kendini bir anda bıraktı boşluğa
Ömrünün baharında
Bütün umutlarıyla birlikte
Paramparça oldu
Bu adam benim oğlumdu
Vücudumuzda her an gerçekleşen temel işlevlerin sürdürülmesinden tutun size aşırı haz verecek bir maddeyi tükettiğiniz o ana kadar dopamin molekülü birçok noktada aktif rol oynamaktadır.
Homeostaz fizyolojinin anayasasının ilk sayfasında büyük harflerle yazılı olan en temel kurallarımızdan birisidir. Homeo kelimesi "benzer", staz ise "sabit" anlamına gelmektedir. Yani homeostaz kelimesi vücudumuzdaki tüm fiziksel ve kimyasal olayların belirli bir "denge" içinde olması gerektiğini vurgular. Evet fizyolojimizde artışlar, azalışlar, sürekli bir değişim olsa da tüm bu değişiklikler hassas bir denge içinde gerçekleşmek zorundadır.
Kurşuna dizdiler anılarımı
Yenik düştüm bu savaşta neyleyim
Bir mezar nasılsa işte öyleyim
Unuttum en güzel şarkılarımı
Gündüzü yok upuzun bir geceyim
Yitirdim umut kırıntılarımı
Sevgimi, neşemi, bütün varımı
Çaresiz bir yokluğun içindeyim
Gömdüm içime yıkıntılarımı
Arıyor bir yarım öbür yarımı