Ben seni terk edilmiş evlerin posta kutusunda bekledim
mesela. Kırk gün kırk gece tarihi geçmiş faturalarla, pizzacı ilanlarıyla, muhtar adaylarıyla yattım. Gıkım çıkmadı Muaz-zez, ne demek beklemesin beni? Göçmüş kuşların yuvaların da, kelebek kozalarında, yol kenarlarında, otobüs duraklarında, ATM içlerinde, parktaki banklarda, kaldırım taşlarında, kimsesiz sokaklarda da bekleyeyim mi Muazzez, sen onu söyle. Yüklüğe kaldırılmış ipek yorgan arasında bekleyeyim istersen, varlığı unutulmuş paltoların cebinde, kilidi kaybolmuş çekmecelerde bekleyeyim. Bin yıl açılmayacak kitapların arasında kurutayım mı kendimi? Film izlerken kanepenin kenarına kaçan mısıra uzanınca gör beni, çantanı temizlerken silkelediğinde içinden düşeyim, dolapları temizlerken eline geçeyim. "Sorun yok Muazzez, bekliyorum ben seni, sıkıntı yapma, sen işine bak" diyeyim.