Semra

Semra
@Semra_cmck
İstanbul
istanbul, 24 Nisan
386 okur puanı
Temmuz 2022 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·116 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 00:48
#zatenoşarkıyıbensanayazmadım ilk bakışta bir aşk kitabı gibi dursa da aslında insanın kendine bile itiraf edemediği duygularını anlatıyor. Kitabın içindeki karakterler aslında klasik roman karakterleri gibi keskin çizgilerle yazılmamış. Daha çok gerçek hayatta karşımıza çıkabilecek, duygularıyla yaşayan insanlar gibiydiler. Bu yüzden okurken kurgu gibi değil de birinin günlüğünü okuyormuş hissi veriyor. Kitap boyunca karakterlerin birbirine söylediklerinden çok, sustukları şeyler ağır basıyor. O yüzden okurken bazı yerlerde “ben de bunu yaşadım” hissi geliyor. Özellikle sevmenin bazen yetmediğini, doğru zamanda doğru insan olmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi hissettiren bir kitap. Ben en çok kitabın o kırgın ama sakin tarafını sevdim. Abartılı dram yok ama cümlelerin altında ciddi bir yalnızlık var. Birine ait hissetmeye çalışırken aslında kendinden uzaklaşma hâlini çok iyi anlatıyor. (Bi duyguyu çok es geçemedim birinin ağzından ismini duymak ve daha başka kimse söylemese de olur hissi ve Tahir’e dönüşüm hikayesi) Bazı bölümlerde insan geçmişte bıraktığını sandığı duygularla tekrar yüzleşiyor. Özellikle sevdiğin birini unutmaya çalışırken onun sende bıraktığı izlerin kolay silinmediğini çok gerçek hissettirmiş. Kitabı bitirdiğimde bende kalan his tam olarak şu oldu: Bazen insanlar birbirini gerçekten seviyor ama yine de birlikte kalamıyor. Ve bazı şarkılar birine yazılmış gibi görünse de aslında insanın kendi içindeki eksik parçalarına yazılıyor. Dili çok akıcıydı, kısa kısa ama etkili cümlelerle ilerliyor. Altını çizmelik çok fazla yer vardı. Özellikle duygusal olarak yorgun bir dönemde okunursa insanı baya içine çekebilecek bir kitap bence… Orkun Galolar Zaten O Şarkıyı Ben Sana Yazmadım kitapfisiltisi sevtap
1000Kitap
Zaten O Şarkıyı Ben Sana YazmadımOrkun Galolar · İnkılâp Kitabevi · 202662 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
7/10
·480 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Hayatın en büyük risklerinden biri, asla risk almaya cesaret etmemektir. Bir dolandırıcılık işinde duygusal olamazsın, duygular seni savunmasız yapar. #kucukkiymetliseyler bence sadece bir dolandırıcılık hikâyesi değil; insanın “hak etme” duygusuyla verdiği savaşın romanı. Kitaba başlarken klasik bir gerilim okuyacağımı düşünmüştüm ama sayfalar ilerledikçe bunun çok daha derin bir kimlik ve sınıf meselesi olduğunu fark ettim. En çok hoşuma giden şey, karakterlerin gri oluşuydu. Kimse tamamen masum değil ama kimse bütünüyle kötü de değil. Nina’nın hayata tutunma biçimiyle Vanessa’nın ayrıcalıklı dünyası arasında gidip gelirken kendimi sürekli taraf değiştirirken buldum. Bir bölümde “Bu yaptığın çok yanlış” dediğim karaktere, birkaç sayfa sonra “Belki başka çaresi yoktu” diye empati kurdum. Bu duygu geçişi beni çok etkiledi. Kitap boyunca sosyal medyanın o parıltılı ama içi boş dünyasına yapılan göndermeler çok çarpıcıydı. İnsanların hayatlarını bir vitrin gibi sunması, başkasının hayatına imrenirken aslında kendi boşluklarımızı büyütmemiz… Okurken zaman zaman kendimi yakaladım. “Biz de göründüğümüz kadar mıyız?” sorusu kafama takıldı. Yazar bunu didaktik olmadan, hikâyenin içine yedirerek yapmış. Gerilim kısmı ise sessiz ilerliyor. Büyük patlamalardan çok, içten içe artan bir huzursuzluk var. Özellikle geçmişe dair detaylar ortaya çıktıkça hikâye katman katman açılıyor. Final kısmında yaşadığım o şaşkınlık hissi çok taze; bazı taşlar yerine otururken bazı duygular bilerek havada bırakılmış gibi. Bence kitabın en güçlü tarafı da bu: net cevaplar vermiyor, seni düşünmeye zorluyor. Ben bu kitaptan şunu aldım: İnsan bazen “küçük” gördüğü şeyler için hayatını altüst edebiliyor. Onaylanma ihtiyacı, ait olma arzusu, kıyas… Bunlar görünürde küçük ama insanın kaderini
1000 Kitap
Kıymetli Küçük ŞeylerJanelle Brown · Altın Kitaplar · 2026151 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2025 27. kitabı
Vazgeçebilmenin sırlarını öğrendiğinde bu dünyada hiçbir şey seni geride bırakmaktan ve yeniden başlamaktan alıkoyamayacak! Sizi yarı yolda bırakan, sizin yaşam hakkındaki fikirlerinizdir… Geçmişimizden gelen bir acının geçmemesinin tek sebebi, bizim içimizde onun doğal akışında tükenip gitmesine ket vuran bir şeyin bulunmasıdır… Her bir şu an yenidir ve yeni her zaman tam şimdidir… “Yürek kaybettiği şey için ağladığında, ruh bulduğu şey için sevinir.” #vazgeçebilmek, insanın kendi içindeki düğümleri çözebilmesi için önce “bırakmayı öğrenmesi gerektiğini” anlatan bir kitap. Yazar sürekli şunu vurguluyor: Seni tüketen şey aslında yaşadığın olay değil, o olaya tutunan eski alışkanlıkların, kırgınlıkların ve korkuların. Kitabı okurken insan kendi zihnindeki fazla yüklerin nasıl sessizce hayatı daralttığını fark ediyor. Finley, özellikle kontrol etme isteğinin yarattığı gerginliği gösteriyor; çünkü kontrol etmeye çalıştıkça aslında kendini kaybeden taraf insanın kendisi oluyor. Senin için en çarpıcı taraf: “bırakmak” kelimesini pasif bir geri çekilme olarak değil, kendini özgürleştiren aktif bir seçim olarak tanımlıyor. Bir şeyi bıraktığında kaybetmiyorsun; aksine onun seni inciten taraflarından kurtuluyorsun. Zihnin seni sürekli geçmişteki acılara, kırgınlıklara, pişmanlıklara götürüyorsa, bu senin yetersizliğin değil; sadece kendi kendini korumaya alışmış eski bir sistem. Kitap, bu döngüyü görmeni ve “artık bana hizmet etmeyen duyguları serbest bırakıyorum” diyebilmeni istiyor. Yazarın içten diliyle vermek istediği mesaj çok net: Vazgeçmek bir yenilgi değil, içsel gücüne geri dönme cesareti. İnsan bir şeyi bıraktığında hayat hemen değişmiyor ama içindeki o sıkışmışlık yavaş yavaş gevşiyor. Kendine alan açtıkça, daha sakin, daha farkında ve daha esnek biri
Alıntı
VazgeçebilmekGuy Finley · Destek Yayınları · 20204,763 okunma
Puan vermedi·256 syf.··
Beğendi
·
2025 24. kitabı
“İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.” “Kendini bilen, Rabbini bilir.” “Sonra onu düzenledi ve ona ruhundan üfledi; sizin için işitme, görme ve idrak yetenekleri var etti. Ne e kadar az şükrediyorsunuz!” “Bir saat tefekkür, bir sene ibadetten daha hayırlıdır.” #sonsuzluğuneşiği hakikatle buluşma , insanın varoluşunu sadece maddi dünya üzerinden açıklayamayacağını, hakikatin hem bilimde hem de inançta saklı olduğunu anlatan bir kitap. Yazar, modern fizik ve bilinç araştırmalarını tasavvufun “birlik” anlayışıyla birleştiriyor. Kitabın temel iddiası şu: İnsan, kendini yalnızca beden ve zihin olarak görürse hakikatin küçük bir kısmını görebilir; oysa insan, yaratılışın enerji ve bilinç boyutuyla bağ kurduğunda çok daha derin bir gerçeğe yaklaşır. Saldanlı, kutsal metinlerdeki işaretlerin bilimle çelişmediğini; aksine bilimin ulaşamadığı yerlerde ruhsal hakikatin devreye girdiğini savunuyor. İnanç, burada “sorgulamadan kabul” değil; insanın kendi özündeki gerçeği araştırma cesareti. Sonuç olarak kitap, okura şunu söylüyor: Hakikat dışarıda değil, insanın kendi iç dünyasında saklı. Sonsuzluğun eşiği de işte o iç yolculuğun başladığı yer… #tasavvuf #kitap Sonsuzluğun Eşiği Baran Saldanlı
Sonsuzluğun EşiğiBaran Saldanlı · Destek Yayınları · 2025119 okunma
10/10
·394 syf.··
Beğendi
·
2025 22. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 17:43
@selinsafakkaleminden bu romanda insan zihninin sarkaç gibi bir uçtan diğerine savruluşunu, en çok da iki insanın birbirine hem ışık hem gölge oluşunu anlatıyor. Merkezde iki karakter var: biri görev bilinciyle örülmüş, bastırılmış bir adam; diğeri ise Ferah adı gibi ferahlık getiren ama aynı zamanda derin bir sarsıntı yaratan bir kadın. Ferah, bu hikâyede sıradan bir “kadın karakter” değil. Onun varlığı, adamın bütün sistemini altüst eden bir dürüstlük gibi. Korkusuz, sezgisel, duygularını saklamayan bir kadın. Adamın zihni yıllardır emirlerle, görevlerle, disiplinle çevriliyken Ferah o kalın duvarların içine bir çatlak açıyor. Onunla birlikte geçmişin, bastırılmış duyguların ve kimliğini unutmuş bir benliğin kapıları aralanıyor. Roman ilerledikçe ikisi de içsel hesaplaşmalar yaşıyor. Adam görevle kalp arasında sıkışıyor, Ferah ise sevgiyle kendi varlığını koruma arasında. Ama hikâyenin sonunda gelen Ferah’ın hamile olduğu haberi, tüm bu gerginliği bambaşka bir noktaya taşıyor. O an anlıyorsun ki bu hikâye bitmedi; çünkü artık sadece iki kişiden değil, yeni bir başlangıçtan, belki de iki dünyanın birleşmesinden bahsediyoruz. Ferah’ın karnında taşıdığı hayat, sembolik bir yeniden doğuş gibi. Adam için bir umut, Ferah için bir korku, ama ikisi için de bir dönüm noktası. Yazarın dili duru ama vurucu. Özellikle karakterin iç sesleri, geçmişe dönüşleri ve kadına karşı hissettiği o karışık duygular çok gerçek. Roman burada tamamlanmıyor çünkü bu hikâye üçüncü kitapta devam edecek. Yazar, özellikle bu açık uçlu bitişle, okuyucuya hem merak hem de duygusal bir boşluk bırakıyor. Sanki sarkaç bir anlığına durur gibi oluyor ama biliyorsun ki üçüncü kitapta o sarkaç yeniden harekete geçecek. Zihin Sarkacı Selin Şafak
1000Kitap
Zihin SarkacıSelin Şafak · Hasrem Yayınları · 202540 okunma