"Bin yıl yaşamışçasına yorgunum."
Hiç böyle hissettiğiniz oluyor mu? Öyle bir yorgunluk ki 21. yüzyıl ile baş etmenin sancılarını barındırıyor içinde. Terapi diye kitaplara koşuyor, ruhunuzu yerle bir eden dizelerle bir darbe de oradan yiyorsunuz. Zülfü Livaneli'nin "harese"si gibi, okudukça kanıyor, kanadıkça okuyorsunuz.
"... tutunmaya çalışıyoruz savrulan yaprağa, sokaktaki köpeğe, gökteki maviliğe, gülümseyen bir çocuğa." Tutunduğu dallar bir bir kopan insan nasıl tutunursa, öyle. Oğuz Atay'ın "Tutunamayanlar" kabilesindeniz belki de. Ama dilimizde hep bir umut türküsü, çok sevdiğim bir şair misali: "Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü."
"Güzel günler mi?
Hiç sanmıyorum ama
Görürüz belki." Görür müyüz sahi? Ama beklemek de güzel değil mi? Bir kitapta okumuştum: "Müzikte ahengin kulağa hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamımızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk olduğu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz." Belki de o uyumsuzluk dönemindeyiz ve uyum çok yakın. Ahenge doğru rotamız, kim bilir...
"Bitip tükenmeyen yoldan usandım."
Şairin kimi şiirleri bir halk türküsü gibi, yer yer Neşet Ertaş dinler gibi hissettim kendimi yer yer Ender Balkır'ın sesinden, "Yollar seni gide gide usandım." youtu.be/OkNXzukLrNM?si=... "Ben de seni bir vefalı yar sandım..." Nerelere gittik yine. Biz dize okumayagörelim, bir türkü dinlemeyegörelim yeter ki... Hâlimizi anlatacak hâl, bizi dinleyecek insan kalmadı. Haklı şair, hiçbir şeye yaramıyor sevgisiz dünya.
"Her şeyi düzelteceğim diye koşmaktan yoruldum."
Kim diyebilir şimdi "bu dize beni anlatmıyor," diye. Yorulmadık mı? Ve bazı şeyler ne kadar çaba gösterirsen göster düzelmiyor.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yeni gelen yaşında
İstanbul' u anımsadım
Denizin fısıltısı
martının huzur veren çığlığı
Kulaklarıma doldu yine
Huzur veren dostluğunda
Geç tanıdığıma pişmanlığımı anımsadım
Mesafelerin buna engel olmadığını
Sevginin aslında "seviyorum" demek olmadığını
Bir kez daha anladım.
Yeni yaşında İstanbul gibi ol.
Sevgin kalabalıklar içinde parlasın.
Kırgınlığın denizinde kaybolsun.
Kalbin kız kulesi gibi yalnız kalmasın.
Bil ki o kalabalıklar içinde yokum.
Ama o martıların huzur veren çığlığında,
Sana sesleniyorum.
Dostlar yanında olmasa da her daim hissedilir.
Hissedilen dost baki kalır.
Semra