Babasının yaşatmadığı ergenlik nazlarını yaşamaya bayılıyordu. Sanki sihirli bir el her şeyi yoluna koyacakmış gibi nazlı nazlı yaşıyordu. Oysa hayat naz maz tanımıyordu. Kendimden biliyordum. Hayat hiç beklemediğin anda öyle bir kafa atardı ki, ağzın burnun dağılırdı. O zaman anlardın işte büyümek neymiş. Nasıl acı ve erken bir şeymiş.
Osman ve ‘benim çocuklar’ı gerçekten ahmaktılar. Belki de sadece eşsiz anlar yaşamak istiyorlardı. Bir sahne yaratıyorlar, yarattıkları sahneye inanıyorlardı. Kendilerine iyi ihtimaller kurgulayıp onlarla oyalanmayı seviyorlardı. Osman hep böyle yapardı. Osman’ın gerçeklerle zoru vardı.