Sena Nur Yıldız

Sena Nur Yıldız
@Sena14135
Kitaplıklar aklın tedavi yerleridir.
Sınıf Öğretmenliği
üniversite
26 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Bir şeyden korkuyor gibiydiler. Birisi ruhlarından, akıllarından bir büyük parçayı, dostluğu kullanarak sanki çalıverecekti. Onları daha yakından tanıdıkça, kişiliklerine bu kadar gömülüp boğulmak kertelerine gelmiş bu kuşkulu, bahtsız insanların nasıl olup da yazı yazdıklarına, yani duygularıyla düşüncelerini, kıskançlıklarını yenip nasıl meydana vurduklarına şaşmamak elden gelmiyordu. Bulut da annem kapıyorlar, yırtıcılar gibi bir saniyede dostluktan düşmanlığa, kıyıcılıktan acımaya inip çıkıyorlardı. Aslına bakılırsa bu da işin dış tarafını, dış tarafının bir küçük parçasını göstermekteydi. Birbirleri için en ağzı alınmaz yazılar yazdıkları, kalplerini en tamir edilmez yerinden, sanatkar gururlarından kırdıkları oluyordu. Okuyanlar, "Bunlar artık imkanı yok yüz yüze gelemezler." kararına henüz varmadan, hangisi erken sarhoş olursa hemen ötekine koşuyor, boynuna sarılarak af diliyordu.
Sayfa 171·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
İstanbul'u, bir kuleden seyreder gibi gözünün önüne getirdi. Az ışıklı bir ihtiyar şehir... Önünde ordular, donanmalar boğuşmuş... İçinde ihtilaller, isyanlar patlamış. Muhasaraların açlığını, zaferlerin tokluğunu, yaşamanın her çeşit sevincini, acısını, Toprak derinliği, gökyüzü enginliği ölçüsünde duymuş İstanbul... Şu anda, doğum ağrıları ile kıvranan genç kadınların ölüm halinde hastaları, içenleri, sevişenleri, mahpushane kapılarında nöbet bekleyenleri, cinayet işleyenleri ile bir uçsuz bucaksız yaşama kargaşalığı...
Sayfa 382·Kitabı okudu
"Hayatıma tek bir şey için dua ederek geçirdim, bir Şafak vakti bana doğru bakman için. Yıllardır senin göğüs kafesinin içinde kalbimi sarsmadığım bir an bile bilmem. Yüzünün bana uykumda eşlik etmediği tek bir gece bile olmamıştır. Uykudan uyanan göz kapaklarımın ardında dalgalanmadığın tek bir sabah bile yoktur. Bunlar senin için bir şey ifade ediyor mu buttercup yoksa biraz daha devam etmemi ister misin?" "Hiç durmasan." "Bir an bile olmadı ki..." "Westley eğer benimle alay ediyorsan, seni öldürürüm." "Seninle alay edeceğimi nasıl düşünebiliyorsun?" "Ama bir defa bile beni sevdiğini söylemedin." "Tek istediğim bu mu? Kolay. Seni seviyorum. Oldu mu? Daha yüksek sesle söylememi ister misin? Seni seviyorum. Heceleyerek söyleyeyim mi? Ben se-ni se-vi-yo-rum. Tersten de söyleyebilirim. Seviyorum seni ben." "Şimdi alay ediyorsun, değil mi?" "Belki biraz. Ama bunu sana çok uzun zamandır söylüyorum, yalnızca sen dinlemiyordun. Bana her 'çiftçi çocuk bunu yap' dediğinde sana, ' nasıl isterseniz' , diye cevap verdiğim sandım ama bu sadece söylediğimi yanlış duyduğum içindi. Söylediğim şey hep 'seni seviyorum' oldu ama ben hiçbir zaman duymadın ve duyamadım."
Sayfa 57·Kitabı okudu
Alıntı
En azından bir şeyler olmaya başladığının farkında olmalıydım, belki de hâlâ farkında değildim; rüzgardaki ilhamı kim hissedebilir ki? Tam olarak başıma gelen şey şu oldu: Masalın büyüsüne kapıldım.
Sayfa 12·Kitabı okudu
Alıntı
Kapkara bulutların ince yağmurlar bıraktığı çok soğuk bir gündü. Ama yine de iskelede büyük bir kalabalık toplanmıştı. Sanayi-i Nefise öğrencileri, yıllar içinde akademiden mezun olan sanatçılar, hocalar ve müze çalışanları müdürlerini karşıladı. Bir ressam olarak Şehzade Abdülmecid Efendi şeyhülislam, nazırlar ve diğer üst düzey devlet yöneticileri de hep oradaydı. Batılılaşmaya hoşgörüyle bakan tutumlarıyla dikkat çeken Mevlevi dervişleri de törene katılmışlardı. Türkler kadar yabancılar da göze çarpıyordu kalabalığın içinde. Büyükelçiler, diplomatlar, banka çalışanları, levantenler, azınlık temsilcileri... İstanbul halkı birbirlerine fötr şapkalarını ellerine alarak selam veren bu kadar takım elbiseli adamı daha önce hiçbir arada görmemişti.