Sena Nur Yıldız

Sena Nur Yıldız
@Sena14135
Kitaplıklar aklın tedavi yerleridir.
Sınıf Öğretmenliği
üniversite
25 okur puanı
Aralık 2020 tarihinde katıldı
Cesur Yeni Dünya
Puan vermedi·272 syf.··
2024 1. kitabı
CESUR YENİ DÜNYA Bu kitap aynı ismi gibi okuduğunuzda yaptıkları şeylerin çok cesaret gerektirdiği bir dünya görüyoruz. Bu cesaretten kastımız ne peki? Mesela aile kavramını yok etmek. Bizim şuan müstehcen saydığımız şeylerin onlar için müstehcen olmaması aksine anne-baba gibi kelimelerin müstehcen sayılması , doğurganlığı ortadan kaldırmak ve çocuklara daha küçüklerken bazı cinselliği “oyunlar” vasıtasıyla öğretmek gibi. Benim için bu kitabın 4 tane başkarakteri var. Tabi ki asıl kahramanımız John yani namı değer “Vahşi” ancak ben 4 tip karakterin ön plana çıktığını düşünüyorum. Bu karakterler: John, Lenina, Bernard, Helmholtz. Kitap öncelikle müdürün öğrencilerine bebeklerin oluşum yerlerini ve uyarken onlara sürekli tekrar ettikleri odaları tanıtıyordu. Bu çocuklara var oldukları andan itibaren uyurken bazı bilgileri söylüyorlar ki çocuklar büyüdüklerinde bunları normal bulsunlar istiyorlardı. Bebeklerin genetikleri ile oynuyorlar, sınıfsal olarak ayırıyorlardı mesela epsilonlar kısa boyludurlar gibi fiziksel özelliklere müdahale ediyorlard.. Bu toplumda bir tabakalaşma vardır. Alfa, Beta, Gama, Delta ve Epsilon bu tabakanın isimleridir. Doğduklarından beri kimin hangi sınıfta var olacağına karar verilir ve onlar buna eğitilir. “İnsanlara, kaçınılmaz toplumsal yazgılarını sevdirmek” “ ‘...hepsi yeşil giyerler’ diye cümle ortasından başlayan yumuşak ama net bir ses konuşmaya devam etti ve Delta çocukları haki giyerler. Yo, hayır, ben Delta çocuklarıyla oyun oynamak istemiyorum. Epsilonlar daha da kötüler. Okuyup yazamayacak kadar aptallar. Üstelik siyah giyerler, ki siyah canavarca bir renktir. Beta olduğum için öyle mutluyum ki.” Bir sessizlik oldu; sonra ses yine başladı. ‘Alfa çocukları gri giyerler. Bizden çok daha sıkı çalışırlar, çünkü korkulacak kadar
Distopya
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 202173,1bin okunma
Reklam
Güneş Ülkesi
Puan vermedi
Tommaso Campanella GÜNEŞ ÜLKESİ Campanella'nın bu kitabı ütopya türüdür. Yani Campanella kendi için olan, kendi hayalinde kurduğu ideal devleti anlatır. Bu kitap iki kişinin diyalogları şeklinde ilerler. Bu iki kişi Hospitalarius ve Cenevizli Kaptan'dır. Cenevizli kaptan dünyayı dolaşırken bir yerde karaya çıkmak zorunda kalır ve burada yerlilerden korkup kaçtığında büyük bir ovaya ulaşır. Burasıda Güneş ülkesidir.Cenevizli kaptan orada neler yaşadığını,neler öğrendiğini anlatır. Güneş ülkesinin mimarisinden başlayıp ekonomiyi, aile kavramını, savaş stratejilerini, askerlerini, ülkenin hedefleri, dinleri, aşk hayatlarına kadar her yönden açıklamaya çalışır.Kısaca konusu budur ama biraz daha bahsetmek istiyorum. Campanella Aristo öğretisini benimsemiş klisiye karşı görüşleri vardır ki bunu kitaplarında yazarak ve çekinmeden söyleyerek aynı zamanda katıldığı tarikatlarda bu görüşte olduğundan klise tarafından hoş görülmez ve hapise girer. Yaklaşık 27 yıl boyunca hapishanede olan Campanella çeşitli işkenceler de görmüştür ama buna rağmen düşündüklerini dile getirmekten hiç vazgeçmemiştir. Bu eserde Campanella Hapisteyken yazılmıştır. "Aristoteles'in öğretisi belirsiz ve ifade biçimi karanlıktır. Tam yakaladım dediğiniz anda, bir mürekkep balığı gibi kendi mürekkebiyle kendisini karartıp bulanıklaştırır." "Duyuların isteklerine kapanan hayvanlardan farklı olarak insan tutkuların dürtüsüne başkaldırabilir ve dolayısıyla basit çıkarların anlık tatminlerin ötesine geçecek seçimler yapılabilir." Bilime, fiziğe ve astrolojiye çok önem verilmiştir ki astrolojiye apayrı bir önem verilir. Yıldızların, Güneşin, Ayın ve gezegenlerin konumu çok önemlidir, onlardan yayılan enerjiye inanırlar hayatlarının en önemli kararlarını bu duruma göre ayarlarlar. Nitekim üreme noktasında bile gezegenlerin
Ütopya
Güneş ÜlkesiTommaso Campanella · Alfa Yayıncılık · 20224,666 okunma
00:00
Puan vermedi·448 syf.··
2022 6. kitabı
Öncelikle kitabın konusundan kısacık bahsedicem. Nazlı adında bir karakterimiz var ve bu kararkater kitap boyunca kendini arıyor. Onu bazı şeylere mecbur bırakan anne-babası, onu anlamayan arkadaşları ve onu seven Ezel. Aslında roman bu saydıklarım arasında dönüp dolaşıyor. Şimdi bazı incelemeleri okuduğumda yazım dilinden çok yakınılmış ama bence insanı rahatsız eden bir tarafı yoktu. Evet basit anlatımı vardı ama bazı yerlerde de gerçekten güzel şekilde ifade etmişti. Zaten bu tür kitaplarda yazarların edebi edebi takılmasına gerek yok bence. O yüzden beni rahatsız etmedi ki tekrar ediyorum yazar yazmak istediklerini yeterince ifade ettmiş bana göre. Kitap Ezel ve Nazlı arasında ki ödev ile başladı ama o ödevi biz göremedik. Keşke ödevin üzerinde biraz daha durulsaydi daha iyi olurdu diyedüşünüyorum çünkü ödev teslim edilip edilmediğini bile anlamadım. Ama edilmedi gibi neyse. Kitapta bolca aşk ve gurur alıntısı vardı ve kitapta en çok sevdiğim şey bana artık efsaneleşmiş aşıklarla ilgili farklı birr bakış açısı gösterdi. "Rose , Jack'i neden sevdi,onda ne gördü?" "Titanik batmasaydi;Romeo, Juilet ve Bihter ölmeseydi; Çalıkuşu 'nda Feride Kamranı terk etmeseydi; yinede efsane olurlarmiydi?" Bence Feride Kamran'ı terk etmekte çok haklıydı ama o ayrı bir konu. Karakterleri biraz incelediğimizde Nazlı mükemmelliyetçi bir insan. Ama yani bu aslında onun numarası gerçek olan kendini bulan bir Nazlı öyle birisi değil. Yapması gerekeni değil , istediğini yapan bir insan. Boyle deyince sorumsuz bencil birisi gelmesin aklınıza kitapta bu güzel aciklanmis Ezel ise daha rahat bir kararakterdi. Kararlıydı ama sanırım o da bir yerden sonra Sabri taşıp yüzleşmeyi bırakıp belkide kaçıyordu. Çünk o kitabın sonundaki olay kesinlikle yeni bir sayfa açmak isteyen birisinin
Edebiyat
00:00 Biri Sizi DüşünüyorN. G. Kabal · Martı Yayınları · 20218,6bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2022 1. kitabı
" Bir sanatçı yaratılışından çok, duygulu bir yaradılışı vardı, görünümleri değil, heyecanları arıyordu" Bana göre bence her şey Emma'nin Charles ile evlenmesiyle başlamadı. Charles için öyle olabilir ama Emma için öyle değildi. Emma karakteri doyumsuz bir karakterdi. Zaten başına ne geldiyse doyumsuzluğundan geldi. Hep yeni heyecan aradı, hep yeni bir sevgi,aşk... Charles ise çok sadık bir karakterdi, karısına hiç toz kondurmazdi ama çok fazla tekrar eden bir hayatı vardı. İşte Emma bunu sevmedi. Hani demiştim Emma için her şey Charles ile evlendiği zaman başlamadı diye heh işte her şey Manastırda başlamıştı. Manastıra gitmesi, Manastırdan dönmesi, Charles'ı beğenmesi hep onun yeni bir heyecan arayışıydı. Ama bu heyecan arayışını çok yanlış şekilde yaptığı gibi aynı zamanda onu olmaması gereken olaylara da sürüklemişti. "Belli bir toprakta yetişip başka topraklarda boy atamayan bir bitki gibi, kendi mutluluğunu da yeryüzünde ancak bazı yerler sağlayabilirmiş gibi geliyordu ona." Bu alıntıda ise ben Emma'nın bu arayışlarını kendini ait hissettiği yeri bulması için yaptığını anlıyorum. Ama sanki Emma ait olduğu yeri hiç bulamadı gibi ya da buldu ve kaybetti. Emma gösterişi seven bir karakterdi, zenginliğin tadına bir kere baktı ki bir daha unutamadı. Aslında zaten bence Emma, Charles'ı ilk zengiliğin tadına bakarken aldattı. Emma için o günden sonra Charles'ı hiç kocası gibi hissetmesi. Ama bir yandan Charles hiç bir şeyden habersiz Emma' yı köpek gibi seviyordu. Emma'nın onu itmesi bile Charles'a "beni düşündüğü için yaptı" diye bir algı oluşturuyordu. Hani Emma'yı neden Chalers yakalayamadı diye düşünüyoruz ya, iste su alıntı çok güzel açıklıyor. "Zaten, nesneler ne kadar yakınsa, düşüncesi o kadar sırt çeviriyordu onlara" Kitapta bir Leon karakteri var. Bu
Edebiyat
Madam BovaryGustave Flaubert · Can Yayınları · 202440,8bin okunma
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
Puan vermedi
Kitap bir "bilinmeyen bir kadın"'ın mektubu ile başlıyor. Adama karşı duyduğu o karşıksız aşkı anlatılıyor. Kitapta duygu geçişleri yani kızın çocuk yaşta diyebileceğimiz zamanda adama ilgi duyması ve bunun büyüdükçe değişmesi bence iyi anlatılmış. Çünkü bence hep aynı şekilde sevemzsin bir insan. Seversin ama her dönemin kendine has bir sevme stili vardır diye düşünüyorum. Bu kitapta da bu iyi yansıtılmış. Şöyle ki benim aklım başlıkta. Başlıkta ki o "bilinmeyen " kelimesinin hangi anlamda yazıldığı. Kitabı okuduğunuzda ne dediğimi anlıcaksınızdır ama bu detayda çok hoşuma gitti. Kadına bazen kızdım çünkü bir durum var ve bu durumda yanlış tercih yaptığını düşünüyorum. Ama kitapta neden bunu seçtiğinide anlatıyor. Üslup konusunda ise ağır bir dili yoktur. Zaten 55 sayfacik son sözü saymazssak,akıcı ilerler.. Bir oturuşta biter. Ama şöyle söyleyeyim sanki kitabın sonu aslında başında verilmişti.
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
Reklam