“Mutluluk kısa sürer,tıpkı o bahar açıp solan nergisler ve fulyalar gibi.Hüzün, her şeyi boğan ve babamın ‘onlardan kurtuluş yok ‘ dediği inatçı otlar gibi uzun süre kalır.”
Annem bir an durup düşündü.”Bütün olup bitenlerden nasıl haberimiz olmadı?” dedi kederli bir sesle.
Babam annemin kederine ortak olmak istercesine ona uzun uzun baktı.”TÜRKLER”,dedi sesi titrerken”bu topraklardan gittiklerinden beri sahipsiziz.Şimdi sahip olduğumuz tek şey Allahımız.Umarım yüce rabbim bizi korur.”
Sevgi’nin ,arabaya biner binmez “vay be ne kirli çıkıymış baban” demesi delirtti beni.Bir kere bile karıma el kaldırmadım.Ama sadece elle vurulmayacağını bilecek yaştayım.Sevgiye uzun uzun baktım ve onu vurdum.
“Sevgi yeri gelmişken söyliyeyim,sen evlatlıksın.”
“Yapayalnış örülmüş bir hırka giymişim yıllardır,Onunla ısınmaya çalışmaşım gibi hissediyorum kendimi .Babam anlattıklarıyla o hırkanın bütün ilmiklerini söktü.Eline yumağı dolayıp yavaş yavaş söktü üstümdeki hırkayı,Çırılçıplak kaldım.”
“Gençler bir tek kendileri genç oldu sanıyorlar .Bir onların hayatı var sanki ,biz hiç yaşamadık,biz sanki hiç genç olmadık ,hiç hata yapmadık .Ben de anamdan böyle iki büklüm ihtiyar doğmadım.Herkesin anlatacağı bir hikayesi var işte…”