"Başka insanların yüzüne bakabilmek için ilk önce kendi yüzüme bakabilmeliyim. Başka insanların çoğunluğunun düşüncelerinden bağımsız hareket eden tek şey insanın vicdanıdır."
Vefat ettikten sonra kıymeti bilinen ve popülaritesi artan yazarlarımızdan Sabahattin Ali, her eserinde bize balyoz etkisi yaratmayı başarıyor. Ne yazık ki Kürk Mantolu Madonna'nın gölgesinde kalmış olan İçimizdeki Şeytan kitabının da bunlardan biri olduğunu düşünüyorum.
Hayatın anlamını bir türlü bulamayan, yaşamaya da ölmeye de üşenen Ömer'in Macide'ye aşık olarak anlam arayışına başlamasıyla başlıyor hikayemiz. Sonrasında doludizgin, fütursuzca ve büyük bir hızla bu aşk alevleniyor. Aşk insana bu kadar çılgın şeyler yaptırabilir mi? Orası muamma. Ama kitabın her satırında aklımıza Selvi Boylum Al Yazmalım'ın ünlü repliği geliyor: Sevgi neydi? Sevgi emekti. Yaşamaya bile üşenen bir erkekten emek beklenemezdi. Ömer değişmedi, değişmeye çaba bile göstermedi. Macide'yi yavaş yavaş elinden kaçırdı. Çünkü ona sorumluluk almak değil yalnız yaşamak yakışırdı. O da ona yakışanı yaptı.
Balıkesir'den gelen ve orada bir mazisi olan Macide ise Ömer'in bu fütursuzluğuna tutuldu. Yarın ne olacak diye düşünmeden fırtına gibi bir aşk başladı. Başta her şey güzel gitse de onun için her zaman güvenli bir liman olan Bedri hikayeye katılınca bu fırtınanın kendisine zarar verdiğini fark etti. Ömer'i hâlâ seviyordu ama güvende hissedemiyordu. Başından beri her şeyin farkındaydı ama bunu kabullenemiyordu.
Ömer, Macide, Bedri, Nihat ve diğer herkes ne siyahtı ne de beyazdı. Hepsi de her insan gibi içindeki şeytanla yaşıyordu. Kimisi onunla savaşarak onurlu bir hayat sürüyordu (Macide, Bedri) kimi ise eylemlerinden o şeytanı sorumlu tutup asla pişman olmuyordu. Bu nedenle erdemsiz bir hayatta sorumluluk almadan yaşıyorlardı.
Eser akıcılığı ve verdiği mesajın yanında otobiyografik ögeler içermesi açısından da çok besleyici duruyor. Sabahattin Ali'nin eskiden Turancı olması, Necip
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019208,9bin okunma
"İçimizde şeytan yok. İçimizde acizlik var. Tembellik var. İradesizlik, bilgisizlik ve bunların hepsinden daha korkunç bir şey: hakikatleri görmekten kaçmak ihtiyadı var. Hiçbir şey üzerinde düşünmeye, hatta bir parçacık durmaya alışmayan gevşek beyinlerimizle kullanmaya lüzum görmeyerek nihayet zamanla kaybettiğimiz biçare irademizle hayata dümensiz bir sandal gibi dört tarafa savruluyor ve devrildiğimiz zaman kabahati meçhul kuvvetlerde, insan iradesinin üstündeki tesislerde arıyoruz."