Veee kitaba genel olarak beğendim. Türü fantastik, en sevdiğim. Yazarın dilini sevdim ama biraz daha akıcı olmasını ister miydim? Evet; çünkü bazen kitap ilermiyormuş gibi geldi ve kişi isimleri, tür isimleri de niyeyse kafamı bazen karıştırdı ama bir şekilde kitaba adapte oldum. Kitap birkaç türden oluşuyor: İnsanlar, yarı insan yarı peri olan yarımlıklar, tamamen peri olan safkanlar ve kargalar...
Fallon, bir yarımlık olarak hiç büyü yapamayan ama hayvanlarla yakınlık kurabilen bir kızdır. Safkanlar tarafından horgörülen, nefret edilenlerin en başındayken, safkan olan ve ilk öpücüğünü alan Prens Dante'ye aşıktır. Bir kâhinin gelecekte kraliçe olacağını ve bunun için metal kargaları serbest bırakmasını söylemesiyle hayatı değişir ve zorlu bir yolculuğa adım atar.
Öncelikle Fallon'u pek sevemedim. Bir şeye bu kadar körü körüne gitmesi, Dante'ye karşı bu kadar saf olması beni sinirlendirdi. Ayrıca kraliçe olma sevdası bana, Dante veya halk için değil de oldum delisi olmak için gibi geldi, bilmiyorum sevemedim. Onun dışında ana karakterin kitabın yarısından sonra dahil olması beni biraz üzdü, alışılmadık geldi ama olması gereken buydu, yapacak bir şey yok. Kitap öteleştirilmiş halk, onlara çoğu zaman zülm eden safkanlar ve krallıkları içeriyor. Fallon ve arkadaşları kendi dünyasında hayatta kalmaya çalışırken gün sonunda bir şekilde Fallon'un başının belaya girmesiyle son buluyor. Kitap tam olarak ilmik ilmik işlenmiş ve güzel bir olay örgüsü ortaya çıkmış. Fallon ve metal karga maceraları sırların ortaya çıkmasına doğru yol alırken, aşka doğru da ufak ama gerçekten ufak adımlara da sebep oluyor. Kitabın sonuna doğru yaşananlarla; ihanet, kalp kırıklığı ve geçmişin kalıntılarının ortaya çıkmasıyla Fallon kesinlikle dumura uğruyor. Ama biz mükemmel biriyle tam anlamıyla