Tahkiri ve tenkidi değil, tazimi ve takdiri her daim canlı tutun. Aslında tenkit, ahlakına uygun yapılırsa kötü bir şey değildir. Eşlerin ikisinin de yüzde yüz her meselede aynı düşünmesi mümkün değil. Eşler birbirlerini eleştirebilmelidir. Mesela siz bir şey yaptınız. Hanım sizi pohpohluyor. Zaten dışarıda bir sürü bunu yapan var. Saliha bir kadın ise "Allah'tan kork!" diyerek sana Allah'ı hatırlatır ama rencide ederek, farklı bir konuma sokarak değil. Usulünce ve üslubunca, bir dirayet kahramanı olan Ümmü Seleme annemiz gibi...
Ümmü Seleme annemizle Efendimiz (sas) Hudeybiye'de istişare etti ve Efendimiz (sas), Ümmü Seleme validemizin tavsiyesine uydu. İslam toplumunda Ümmü Seleme gibi annelere ve kadınlara ihtiyaç var."
Tenkide doğru bir mana yüklenirse tenkit olmalıdır ama asla çizgiler zorlanmamalıdır.
Müziğin hükmü – Kısa özet:
Müzik başlı başına kesin haram sayılmamış, ancak bazı şartlara bağlanmıştır. Buna göre:
Müminin vakarını bozacak şekilde hayatın merkezinde olmamalıdır.
İbadetleri ve dinî sorumlulukları aksatmamalıdır.
Sözleri dine aykırı, alaycı veya kaderi sorgulayıcı olmamalıdır.
Yalan, iftira, zinaya teşvik ve günahı normalleştirme içermemelidir.
İnsanlarda kötü duyguları ve nefsânî arzuları artırmamalı, faydasızlığa sürüklememelidir.
Bu şartlara uyulduğunda müzik caiz, aksi hâlde sakıncalı görülmüştür.
Tüm bunlarla Kur’ân-ı Kerîm, muhatabının zihninde doğru/sahih bir peygamber portresi çizmek ister. Eğer Kur’ân her konuda olduğu gibi bu konuda da imdadımıza yetişmeseydi, bizler de sapar, O’na (sas) hakettiği değeri veremezdik. İlahi kelam en küçük bir ayrıntıyı dahi ihmal etmeden Efendimize (sas) ait bilgileri bize sunar ve zihnimizdeki “Peygamber nasıl olmalı?” sorusuna cevap verir. Kur’ân’ın bu bitimsiz hazinesinden doğru istifade edebilirsek, Hz. Peygamberin (sas) kimliğine ait bu bilgilerle hayatımızda bize örneklik ve önderlik edecek birçok ilkeyi öğrenmiş oluruz.