Müslümanların kafalarına çivi çakan Çinli ile, yerleşim merkezlerinin üzerine misket bombaları
atan Yahudi, Afganistanlı Müslümanları napalm ile yakan kızıl Rus hep aynı insandır. Uyguladıkları teknikler, sahip oldukları
teknoloji ile okur yazar oranlarının büyüklüğü ile, yüksek tahsil yapmış kişilerin çokluğu ile doğru orantılı olarak değişmekte,
fakat onları hep aynı suçta sabit tutmaktadır.
Hep kendi sofralarımızı düşünüyoruz. Aradığımız ilaçlar kendi hastalıklarımızın ilaçları. Kar ve su, sanki bu uğursuz
zemheride sadece bizim ayakkabılarımızdan içeri sızmakta... Genç dullar, üç günlük yetim yavrular sanki sadece bizim
ailelerimizde...
Ufkumuz kararmış, kalbimiz taş, gözlerimize
mil çekilmiş âdetâ... Kendimizden, kendi öz ve süflî menfaatlerimizden başka görebildiğimiz, düşünme haysiyyeti
gösterebildiğimiz hiçbir mesele ve hiçbir değer yok gibi...
Ve hiç kimsenin itiraz etmeyi düşünmediği, hiç ses gelmeyen ama işkence görenlerin iniltilerini duymadan edemediğimiz
Türkistanlıları düşünün. Zalimler kan emerek servet ve güç yığıyor. Ellerinde ise, iki tarafı keskin kılıçlar...