Hayat, canlılara öncelik tanırdı. Ölenlerin görüntüleri, sesleri, kokuları, anıları, izleri ağır ağır silinir giderdi. Acı ama galiba başka yolu da yoktu. İnsan pek de vefalı bir varlık değildi.
3 Eylül
Bazen ben onu dünyadaki her şeyden daha fazla severken ve kendimi ona adamışken, sadece onu düşünüp, başka hiçbir şey istemezken, onun nasıl olup da bir başkasını sevebildiğini, buna nasıl cüret ettiğini anlayamıyorum.
Doğamız gereği kendimizi diğerleri ile kıyaslamaya meyilliyizdir. Mutluluğumuz ve acılarımız da genellikle çevremizdeki nesneler ve insanlardan kaynaklanır. Bu yüzden, hiçbir şey yalnızlıktan daha tehlikeli değildir.
Ancak, tüm bunların beyhudeliğini âcizane kabul eden, birinin küçük bahçesini cennete çevirmesinin verdiği mutluluğu anlayabilen, fakirlerin bile yükleriyle yorucu işlerini nasıl sabırla yaptıklarını gören ve hepsinin güneş ışığını biraz olsun fazla görebilmek için nasıl çabaladıklarını fark eden kişi; evet, böylesi bir kişi huzurludur. Kendi dünyasını yaratmıştır ve insan olduğu için mutludur. Kendi çeperi ne kadar dar olursa olsun, özgürlüğün tadını çıkarır ve hapishanesini ne zaman ısterse terk edebileceğini bilir.
Buradaki insanların nasıl olduğunu soracak olursan, vereceğim cevap, " Heryerdeki gibi " olur. İnsanoğlu çok monoton. Çoğu, zamanının neredeyse tamamını geçimleri için çalışarak geçirir. Ve ellerine kalan kısıtlı özgür zamandada çok sıkıldıkları için bundan nasıl kurtulacaklarının yolunu arar dururlar. Ah, insanoğlunun kaderi!