Türkiye'nin siyasi ve kültürel hayatına damgasını vuran dört büyük fikri-siyasi akım yani Kemalist modernleşmecilik, sağ muhafazakârlık-milliyetçilik, Jakoben solculuk ve Batıcı liberallik, çarpık Türk modernleşmesinin algı hatalarından, korkularından ve travmalarından nasibini almış ve her biri kendi dünyasında kendisi için bir küçük Türkiye yaratmaya çalışmıştır. Kemalist modernleşmecilik, medeniyetçi Türkçülüğü seküler bir din olarak vaz ederek bir millet yaratmaya çalışmış ama bunda başarılı olamamıştır. Geniş manasıyla Türk sağı, Aydınlanma ve modernleşmeye köklü eleştiriler getirmemiş; "komünizm tehlikesi" gerekçesiyle kapitalist dünya düzeyine uyum içinde olmayı tercih etmiş ve kapsamlı bir siyasi-fikrî program geliştirmek yerine kültür muhafazakârlığı yapmakla yetinmiştir. Jakoben solculuk, Türkiye'de genellikle darbeci, askerî ve tepeden inmeci devlet yapılarının yanında olmuş ve demokratik bir kültür geliştirememiştir. Sol enternasyolizm, Türk solunun Türkiye'nin tarihine, dinine ve kültürüne yabancılaşması neticesinde doğurmuştur. Son olarak Batıcı liberalizm evrensellik ve demokrasi adına, tarih, kültür, medeniyet, insan ve mekân kavramlarını parantez içine almış ve Türkiye'nin bu alanlardaki birikimine ve milli referanslarına mesafeli durmuştur. 1980'lere kadar muhafazakâr sağın parelelinde ve yer yer gölgesinde hareket eden İslamcılık da Türk modernleşmesine yönelik kapsamlı eleştirel getirmek yerine kendisine sınırlı ama müstakil bir hayat alanı açılması için mücadele etmiştir. Sağ, sol ve liberal siyasi geleneklerin ürettiği parçalı ve eksik Türkiye tasavvurlarının ülkenin temel sorunlarının çözülmesinde yetersiz kaldığı ortadadır.