Zaman ne kadar geçerse geçsin, bazı konularda hiçbir şeyi değiştirmez. Elinden malını, mülkünü, varını yoğunu alsalar, bundan ölmezsin. Bunları yine edinebilirsin. Ama senin onurunu kırar, ruhunu öldürürlerse, işte buna çare yoktur.
-İnsanlığın yüksek çıkarları için çalışan bilim çok önemli sonuçlar, çok önemli veriler elde edecek… biotok(canlı akım) denen telsiz seni bulacak ve bilincine aralıksız olarak tesir edecek. O dalgalardan kimse kaçıp kurtulamayacak. İnsan ancak merkezden verilen programa göre hareket edebilecek. Keyfince yaşadığını, dilediğince hareket ettiğini sanacak ama aslında her şeyi, aldığı nefesi bile yukarıdan verilen programa uygun olacak. Bir şarkı söylemen mi gerek? Merkez sinyal verecek ve sen şarkı söyleyeceksin. Çalışmak mı istiyorsun? Yine sinyalle çalışıcaksın. Hem de ne çalışmak! İnsanın her davranışı, her işi, bütün düşünceleri ve istekleri, her şey önceden tespit edilecek. Tabiî toplumun yüksek çıkarları için olacak bu.
-Toplumun yüksek çıkarları için ha?
-Devletin çıkarları her şeyden önce gelir.
Ne oluyor bu çocuklara? Onları yazın kavurucu sıcakla, kışın fırtınasında, soğuğunda, okuyup adam olsunlar, Sarı-Özek bozkırında çürüyüp kalmasınlar diye yatılı okula götürmemişler miydi? Onları okula gönderirken bekledikleri sonuç bu muydu? Niçin? Nasıl böyle olmuşlardı? Yüzlerine bakılmaz insanlar halinde yetişmelerinin sebebi neydi?
Mezarlığın uzak ya da yakın oluşu müdürünü ilgilendirmezmiş. Şu gün, şu saatte işinin başında olacaksın, der, başka bir şey dinlemezmiş. Böyleymiş şehirde işler. Şehir şehirmiş, müdür de müdür…