Psikolojik romanın üstadı olan Peyami Safa’nın “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu” adlı romanı 1929 yılında Cumhuriyet gazetesinde tefrika edilmiş olup, yazarın hayatından izler taşıması sebebiyle otobiyografik roman türünün başarılı örneğidir.
Romanda tema, 15 yaşındaki hasta bir çocuğun etinin ve ruhunun acılarını anlatır.
Olay örgüsü Tek zincirli olup olaylar tek bir kişi etrafında dönmesi sebebiyle Ben öyküsel bir roman türüdür.
Romanın entrika yapısını, çocuğun ayağının kesilme ihtimali oluşturur.
Romanda hasta çocuk tipi ve fedakar anne tipleri vardır; ancak çocuğun hastalığından dolayı olgunlaşması, kitap okumayı sevmesi ve milli duygular içinde olması kendine has karakter özellikleridir.
Romanın başında insanlara güvenen ancak sonradan sevdiği kız Nüzhet’in annesinin ona mikrop demesi sebebiyle insanlara karşı güvenini yitiren hasta çocuk, bu yönüyle yuvarlak karakterdir. Milli duygular içinde olması ise düz karakter özelliğidir.
Romanda hasım karşı güç sevdiği kız nüzhete talip olan Doktor ragıptır, engelleyici konumdadır.
Romanda yönlendirici kahraman doktor mithattır hasta çocuğu bölümünde uzman başka doktora yönlendirir
Romanda alıcı kahraman hasta çocuktur
Yazar kendi yaşadığı rahatsızlığı romanda işlemiş, milli düşüncelerini en iyi yansıtan hasta çocuğa sözünü emanet eder.
Romanın başında nüzhet ile paşayı blok şeklinde tanıyoruz.Hasta çocuğu ise olaylar geliştikçe Dinamik şekilde tanıyoruz
Zaman kronolojik sırayla bir kaç ay içerisinde yaşanır, bazen flascbacklerle geçmişe gidiliyor paşanın 1800 yıllarını hatırlaması gibi
Romanda frekans sürekli çocuğun ayağının kesilmesini hatırlamasıdır
Mekan iç mekan Dehliz karanlık buhramları hastane koridorları muayne odaları, hastanedir bi de paşanın konağıdır.
Roman Psikolojik bakış açısı ile anlatıcı