Gerçeklik akımının kurucusu olan Balzac, kızlarını hastalık derecesinde seven Goriot Babayla, Taşradan Paris’e şehir hayatına gelen ve üst sınıfa çıkmak için yanıp tutuşan hukuk öğrencisi Eugene de Rastignac’ın hikayesini anlatır.
Romanda mekan; kahramanların ekonomik, sosyal ve psikolojik durumlarını yansıtır. Pariste sınıf farklılığından doğan bir ayrımcılık vardır. Parisin bir kısmı sosyete alemleri diğer kısmı fakir yoksul mahallelerden oluşur.
Romandaki Pansiyonda Madam Vauqer tarafından zenginlerin pansiyonu olma hayaliyle yapılmıştır. Pansiyon içerisinde sınıf ayrımı vardır; birinci katta daha zengin olanlar, ikinci katta orta sınıf kalır, üçüncü katta durumu diğerlerinden daha kötü olanlar kalır.
Pansiyon zengin gösterecek bir çevreden mahrum, boyasız, bulaşık sullarının caddeye aktığı bir haldedir. Karaborsacılık yaparak zengin olan Goriot babanın gelmesiyle Madam vauqer pansiyonu yenileyeceğini düşünmektedir ama tam tersi olur.
Goriot baba kızları tarafından sömürülerek elinde avuncunda hiç birşey kalmaz en sonundan üçüncü katta tek göz odada kalır ve orada ölür. Cenazesini kaldıracak parası dahi olmaz. Neyseki Eugene de rastignac güneyden gelmiş biraz insani duyguları kalmış cenazesini kaldırmaya yardımcı olmuştur.
Goriot babanın kızları ise Pariste balolarda sosyete alemlerinde yükselmeye eğlenmeye çalışıyorlar.
Balzac, Paristeki sosyal hayatı, insanların hayallerini, ve ulaşamadıkları hedeflerini, bir tek pansiyon üzerinden parisi, fransayı belki bütün batıyı anlatıyor.
Romanda zaman; Fransız ihtilali sonrasınd yeni kurulan hükümettir. Olaylar kronolojik olarak ilerlemektedir.
Romanda Goriot babayı hem Portre hemde olayların içersinde Dinamik şekilde tanıyoruz. Pansiyonda kalan yaşlı sıkıcı insanlar daha çok Dekoratif Fon karakterlerdir. Eugene de