İlk olarak kitabın konusundan bahsetmem gerekirse "Selim Işık’ın intihar ettiğini öğrenen Turgut Özben, ihmal ettiğini düşündüğü arkadaşının geçmişinin izini sürmeye ve Selim’in tanıdığı insanlar aracılığıyla onu tanımaya çalışır. Her insana farklı bir yönünü gösteren Selim’in görüntüsü, Turgut’un bu insanlarla konuşması sonucu okuyucunun ve Turgut’un gözünde netlik kazanacaktır. Romanda bir çok kişi var fakat bunlar aslında Selimi anlatıyor.Selim Işık “düşünen ve sorgulayan insan”ın simgesidir ve bu yüzden “tutunamamış”tır. Tutunamayanlar; daha çok hayattan beklentisi itibariyle kendini,benliğini bulamayan,yaşam içerisinde bir yere sığamayıp kendini hiçbir yere ait hissetmeyen,kalabalığın içindeki yalnızlık hali.Dolayısıyla bir tür hayal kırıklığı içerisinde olan ve ne yapacağını bilmez bir konumda kalan kişilere denir.Oğuz atay "Tutunamayanlar"ında bunu fazlasıyla işlemiş.Olay örgüsü karışık olsa da kitabın derinliği ve bilgi içeriği muhteşem.Altını çizdiğim,kendimi bulduğum yer o kadar fazla ki.Okuması kolay diyemem ama bana göre Türkiyede en çok yarım bırakılan kitap olacak kadar değil.Noktalama işaretlerinin olmaması bazı yerlerde kafa karışıklığı yaratsa da kimi zaman anlamakta zorlansamda gerek eleştiri yönü gerekse yoğun bir derinlik ve duygu içermesinden dolayı ben çok beğendim.Yarım bırakırsam düşüncesiyle okumaya cesaret edemeyenlere de tavsiye ediyorum.
-'Kitaplar yüzünden çok acı çekiyorum Esat Ağabey,' derdi.Sanki hepsi benim için yazılmış.
-Kişisel değer saydığımız şeylerin,toplumun baskısıyla edinilmiş sahte nitelikler olabileceğini de hiçbir zaman akıldan çıkarmamalıyız.