Diller o dili konuşanların hayat alanları yıkıldığında kaybolur, örneğin soykırım sebebiyle, zorla asimile edilme ya da asimile etmeyi hedefleyen bir eğitimle, Nüfus bakımından kaybolma ile Krauss’un “kültürel sinir gazı” diye adlandırdı elektronik medya bombardımanı ile. Daha baskın kültürel sosyal ve politik yok etmeleri durduramazsak da yerli dillerde, edebiyat alanında ve televizyon alanında bazı eğitimsel gereçler geliştirerek bazı dillerin yok olmasını önleyebiliriz.
Anlama eyleminin sürecinin tamamı, yolda karşılaşan iki psikanalist ile ilgili fıkrayla daha iyi ifade edilmiştir. Biri “Günaydın“ der, diğeri ise “Ne demek istedi acaba“ der.
İnsan iletişimi sadece, sanki bir kablo ile birbirine bağlanmış iki faks makinesi gibi bir bilgi iletimi demek değildir; sosyal, entrikacı, sağduyulu ve sosyal hayvanlar tarafından art arda sergilenen bir dizi davranıştır. İnsanların kulaklarına sözcükleri aktarırken onları etkileriz ve saygılı olsun ya da olmasın, kendi niyetimizi açığa çıkarır, sanki onlara dokunuyormuşçasına etkileriz.
Dil bilgisi sadece basit bir koddur, protokoldür, belirli bir dilde hangi tür seslerin hangi tür anlamlara denk düştüğünü belirleyen değişmez bir veri tabanıdır. Bir konuşma ve anlama programı veya tarifesi değildir. konuşma ve anlama eylemleri dilbilgisel bir veri tabanını paylaşırlar.