Kumru İle Kumru elime aldığım ilk andan beri bana farklı bir şey hissettiren, kalbimin kuşlar gibi kanat çırpan değil de durgun bir denizde süzülüyormuş gibi hissetmesine sebep olan Kumru. Köyden, o kocaman gökyüzünün altındaki küçücük köyünden koskoca bir şehre giden ve şehrin küçücük göğü altında ezilen Kumru. Kumru’nun evlenip İstanbul’a gitmesi, hayatın bambaşka yönleriyle karşılaşması, hatta bu zamana kadar hayat bildiği şeyin ufacık bir toz zerresi olduğunu görmesi ve her şeyin farklı bir yöne evrilmesi bana bir çiçeğin büyümesini izlemek gibi hissettirdi. Ufacıktı başta, onu besleyecek güneşe ve suya ihtiyacı vardı Kumru’nun, bir yerlerde buldu da. Kendi hayalleri için çırpındığı anlar oldu, elde edişleri ardından ise düşüşleri. Bu noktada kendi yansımamı buldum Kumru’da, hevesle istediği şeyleri elde ettikten sonra bir boşluğa düşmesi, hayata tekrar kendi özünün gözüyle bakınca hayal kırıklığı yaşaması.