Her satırının altını çizmek isteyeceğiniz bir kitap oldu benim için. Her sayfası, her cümlesi adeta bir antidepresan etkisi taşıyor. Sessizce içimize işleyen, sade ama derin bir anlatımı var.
Hepimizin büyük ya da küçük dertleri, içten içe taşıdığı kederleri var. Kitabın bize asıl anlatmak istediği; gözümüzde büyüttüğümüz, o an için içinden çıkılmaz gibi görünen acıların zamanla etkisini yitireceği ve küçülüp kaybolacağı… Dervişin kaleminden dökülen teselli cümleleri, insanın ruhunu okşuyor; bazen bir dost gibi teselli ediyor, bazen bir ayna gibi kendinle yüzleştiriyor.
Hayatın hengâmesinde yorulan ruhlara iyi gelecek bu kitap, insana hem sükûneti hem de umut etmeyi yeniden hatırlatıyor. Özellikle kendini duygusal olarak yorgun hissettiğin, içsel bir boşlukta kaybolduğun zamanlarda başucunda olması gereken bir eser.
Kendinizi manevi olarak çok daha güçlü hissedeceğiniz bu kitap serisine bir şans vermenizi gönülden tavsiye ediyorum. Yazarın yüreğinden süzülen bu samimi cümlelerin sizde de iz bırakacağına inanıyorum.
İnsan güllerle kaplı bir yatakta sırf bir gül yaprağı batıyor diye, kaldırımda yatan çaresiz biri kadar acı çekebilir . Yaralı ve çıplak ayaklarla yürümek zorunda olan bir yoksul, ayağına dar gelen balo ayakkabılarından muzdarip bir zenginle aynı acıyı çekebilir. ~Tolstoy