Bir şeyi ne kadar iyi anlarsak üzerinde düşünmek için o kadar az çaba harcarız. Aşinalık beraberinde ilgisizliği getirir; tekrar baskılaması devreye girer ve ilgimiz zayıflar.
İnsanlar çevrelerindeki her şeye neden bu kadar çabuk uyum sağlarlar? Bunun nedeni, tekrar baskılaması adı verilen bir olgudur. Beyniniz bir şeye alıştığında, onu her görüşünüzde giderek daha az tepki vermeye başlar.
Yeniliğin gerektirdiği bu bakış açısının, eğitim sistemlerinde yansımadığını görüyoruz. Yaratıcılık, gençlikte keşif ve ifade biçimlerinin itici gücüdür ama daha kolay test edilip ölçülebilen becerilerin yeğlenmesiyle bastırılıp boğuluyor. Yaratıcı öğrenmenin dışlanması, aslında daha büyük toplumsal eğilimleri yansıtıyor olabilir.