Gerçek aşk hiçbir zaman durgun akan bir nehir olmamıştı. Bunu herkesten iyi biliyordum. Ama yine de, tüm olanlardan sonra bile, ben hâlâ aşka inanıyordum. Bazen gerçek aşkın yardıma ihtiyacı olabilirdi. Ben de bu yardımı sağlamakta her zaman iyi olmuştum.
İnsan şehirde kalabalık içinde yalnız olabilirdi ve şehri şehir yapan şey de zaten kalabalık içinde insanın kafasındaki tuhaflığı saklayabilme imkânıydı.
Bir adam sürekli olarak birden fazla kişilik sahibi olabilir miydi? Yani bazı teoricilere göre dünyanın kasılması gibi, sürekli genişleyen ve ancak ölüm anında kasılıp tek bir kişilik olan birçoklu kişilik olabilir miydi? Kim bilir, belki de olabilirdi?
İyi,genç ve doğru olalım! Kötülük nedir? Hiçten öte bir şey değil. Biz kendimizi bilelim, iyiliğin şerefini göğsümüzde taşıyalım ve en önemlisi yitirmeyelim umutlarımızı! Hoşgörüyü bencillikle bir tutmayalım. Bir günahkarın ettiği tövbe yüz dürüst kişinin sevincinden çok daha büyük mutluluk verirmiş gökyüzüne. Eh madem öyle biz de gökyüzünü mutlu etmek için daha çok çabalayalım. Şüphesiz bu çabaların hiçbiri karşılıksız kalmaz. Dünyevi mutluluklardan nasibini almamış ama Tanrıya karşı duydukları sonsuz inancın etkisiyle kurtulacak bu zavalları affedelim. Bizim sadakamız da bağışlayıcılığımız olsun. Belki yararı olmaz ama zararı da dokunmaz.