Matbaada basılmış yazı, tahmin edilebilirdir ve kişisel değildir. Açıkladığı bilgiyi, okuyucunun gözüne mekanik yoldan aktarır.
El yazısı ise tam tersine, göze direnir, anlamlarını yavaşça açığa çıkarır ve tensel temas kadar samimidir.
Tarih, geçmişe dair kendi anlayışımızı eleştirmek, ölmüş gitmiş insanları anlama yeteneğimizi artırmak, bir de güçlüyü eleştirip zayıfı kavrama yeteneğimizi keskinleştirmekle ilgilidir.
Oysa geçmiş, "Türk tarihi," "Ermeni tarihi," ya da "Yunan tarihi" diye güzelce paketlenmiş değildir. Öyle olduğunda ısrar edenler tarihçi değil tarih tacirleridir; geçmişin bir versiyonunu satarken öteki versiyonunu hesaba katmamakta bir çıkarı olanlardır.