Bazen insan, konuştuğu kişi daha ağzını açmadan neler söyleyeceğini bilir. Bilir ama duymak istemez. Çünkü duymak üzere olduğu şeyleri, zamanında gayet güzel paketleyip sağlam bir sandığın içine kilitlemiş ve zihninin tavan arasında en karanlık köşeye saklamıştır. Şimdi tavan arasının kapısının açılacağını, içeriye ışık girmeye başlayacağını bildiği için duymak istemez.
İnsan kalemini kaybeder, anahtarını kaybeder. Sonra da bulur. Babasını kaybetmez ki! O kadar saçma geliyor ki! Nereye koyduğumu unuttuğum bir eşya gibi günün birinde karşıma çıkmayacak. Çünkü artık öyle birisi yok.
Vefat etti,demek insana çok güç geliyor o yüzden bizi daha az üzen sözcükler arıyoruz.
Biz bu virane halimizden nasıl kurtulacağız Müşfik Baba?
İnsanın bedeninin, ömrünün sınırları vardır. Çevremizdeki her şeyin sınırı olduğu gibi. Ülkelerin, şehirlerin, medeniyetlerin hepsinin bir sınırı vardır ancak gönlün sınırı yoktur Aliye.Gönül, Rabbin konuk olduğu, sevginin inşa edildiği yerdir ve insanın sonsuzluğa açılan kapısıdır. Bu yüzden biz ona virane diyemeyiz.