Büyük duyguların deli bir nehir gibi kayalardan aşağı akıp akıp sonunda denize döküldüğü bir yer vardı. Akış hızının azaldığı bir yer. Yeryüzü eğimine yitirdikçe nehrin suya doğru çatallanarak başka kollara ayrıldığı, taşıdığı ne varsa her şeyin dibe çöktüğü, bu çöküntünün su bitkileriyle sıkıca bir arada tutulup verimli bir toprağa dönüştüğü bir an... Bir delta ovasına dönüştüğün yaşlar... Dalga ve gelgitlerin olmadığı yerler... Burası dünyanın nispi ağırlığının azaldığı, daha kolay döndüğü bir yerdi. Hayatın nihayet doğru okuduğum bir zaman... Ben herhalde şu anda oradayım..
Sahici bir karşılaşmaydı bizimki, birinin diğerine muhtaç kaldığı, birinin diğerine emanet edildiği, birinin diğerine razı geldiği bir ilişki değildi. Ben eskiden sandığımın aksine, herhangi bir yere ilişmeden, herhangi bir topluma ilave edilmeden de mevcutmuşum meğer...
Dışarıdan bakınca ömrünün sonlarına doğru biraz eğlenmeye karar vermiş, azalan hormonlarının azizliğine uğramış, umutsuz bir orta yaş mağduru gibi görünüyor olmalıydım.