Bu etnik köken meselesini oldum bittim pek sevmedim. Soğuk Savaş sonrası dünyasının önüne atılmış bir yün yumağı olduğunu düşünürüm hep; hep zavallı halkların oynayıp dolandıkları, dolaştıkları ve hep kan dökülmesine, sadece silah tüccarlarının daha çok kazanmasına yarayan bir endüstri gibi gelir bana.
Ülkeyi sevmekle milliyetçiliği ayıran nedir?
Bir insan ülkesini nasıl sevmeli?
Eğer onlar ölecek kadar seviyorlarsa ülkelerini, bizi ne ayırıyor onlardan?
Onlar başka bir hikâye biliyorlar çünkü, biz başka! Onların bildiği hikâye ülkeyi sevmenin ölmek ve öldürmek demek olduğunu yazıyor.