İnsan hiçbir şeyin önünde düşmemeli ve alçalmamalı. Kendi dışında ve içindeki güçlere karşı verdiği sonsuz mücadele ve ortaya koyduğu kültür mirasıdır insan yaşamı.
Kâse aslında eski bir kadınlık sembolüdür. Kutsal kâse kutsal dişiyi ve elbette şimdi kilise tarafından tamamen yok edilmiş olan tanrıçayı temsil eder. Kadının gücü ve onun hayat verebilme yetisi bir zamanlar kutsaldı ama erkek egemen kilisenin yükselişine tehdit oluşturuyordu. Bu yüzden kutsal dişi şeytanlaştırıldı ve ona günahkâr dendi. Havva’nın elmayı yiyerek insan ırkını çöküşe uğrattığı “ ilk günah” kavramını yaratan Tanrı değil, insandı. Bir zamanlar hayat veren kutsal kadın artık düşman olmuştu.
Bir zamanlar ruhani aydınlanmanın mutlak yarısı olarak saygı duyulan kadın, dünyadaki mabetlerden kovulmuştu. Hiç kadın Ortodoks haham, Katolik papaz, Müslüman imam yoktu. Bir zamanların kutsal Hieros Gamosu erkek ile kadın arasındaki doğal cinsel birlik, bu sayede her biri ruhen bütünleniyordu utanç verici bir davranış şekline sokulmuştu. Bir zamanlar tanrı ile söyleşmek için dişi meslektaşlarıyla cinsel birleşme ihtiyaç duyan kutsal adamlar, artık şeytanın işi olarak gördükleri doğal seks güdülerinden korkuyorlardı. Çünkü şeytan en sevdiği suç ortağıyla işbirliği içindeydi. Kadınlarla. Tanrıçaların günleri sona ermişti. Saat durmuştu. Toprak ana, erkeklerin dünyası haline gelmişti ve devir, yıkım ile savaş tanrılarının devriydi. Erkek egosu dişi dengi tarafından 2000 yıl başıboş bırakılmıştı.