Elif Şafak'ın Aşk romanı her yönüyle ufuk açıcı bir roman olduğunu belirtmeliyim. Organik olarak aralarında hiçbir bağ bulunmayan asırlar ve şahıslar arasında ince eğirip sık dokunmuş bir kurguyla adeta mekik dokuyorsunuz. Olayları, her bir kişinin gözünden ayrı yorumlayarak romanı tekdüzelikten kurtardığı gibi sizi de akışın içine çekmektedir. Roman içinde birçok soyut kavram olmasına rağmen klasik soyut ve didaktik anlatımdan uzak, usta manevralar ve örneklerle somutkaştırılarak anlaşılır kılınmıştır. Bununla beraber kurguda ve anlatımda bazı çelişkiler yok değil; kitapta semanın mucidinin Mevlana olduğu söyleniyor oysa tasavvuf ehli arasında Mevlana'dan önce de vardı. Haşhaşi liderinin ölümünden yüz sene sonra fedaisinin kitapta adam öldürmesi. Şemsin hikâyesinin birden derinleşmesi karşısında Ella'nın olayı kavraması gibi olaylar... Aşk romanı birçok yönüyle ortalama Türk okurundan ziyade Avrupalı, Amerikalı okura hitap etmektedir. Okunması istifade edilmesi gereken güzel bir roman..
Hareket ve tebeddül; vücuddur, hayırdır. Hayat, harekâtla kemalâtını bulur; beliyyat vasıtasıyla terakki eder. Hayat cilve-i esma ile muhtelif harekâta mazhar olur, tasaffi eder, kuvvet bulur, inkişaf eder,
Bırak bîçare feryadı, beladan kıl tevekkül. Zira feryat bela-ender, hata-ender beladır bil.
Bela vereni buldunsa eğer; safa-ender, vefa-ender, atâ-ender beladır bil.
Madem öyle, bırak şekvayı şükret, çün belâbil, demâ keyfinden güler hep gül mül.
Ger bulmazsan, bütün dünya cefa-ender, fena-ender, heba-ender beladır bil.
Cihan dolu bela başında varken ne bağırırsın küçücük bir beladan, gel tevekkül kıl.
Tevekkül ile bela yüzünde gül, tâ o da gülsün; o güldükçe küçülür, eder tebeddül.