"Ama insanın gerçekte neleri reddedebileceği ancak o şanslar kendisine sunulduğunda, yani hakikaten seçme şansı bulunduğunda belli olur. Hülasa, ben olsaydım diye başlayan cümlelerin içi, çoğu zaman görülmemiş bir rüyanın yeryüzünde kapladığı alan kadar boştur."
O kadar nahif o kadar içe dokunan bir kitap ki bir yerden sonra onlarla bağ kurup onların yaşadıklarını kendim yaşamış gibi hissettim. Selime'nin anlaşılmak istemesi, Meltem'in sevilmek istemesi ve ikisinin de kendilerindeki soru işaretlerini birbirlerinin hikayelerinde cevaplaması... Çok çok iyi bir kitaptı.
Görünüşe göre her ölümden sonra, her doğumdan sonra olduğu gibi, dünya yeniden başlıyor. Öyle olaylardan sonra kişisel takvimimiz değişiyor ve yeni çağlar açılıyor. Şöyle demeye başlıyorsunuz -a, bu babam ölmeden önceydi. Ya da - babam hayattayken. Ya da - iki yıl sonra...