“Türkiye’ye ayak basan Batılı yabancıların daha ikinci günde heykelleri, büstleri ve resimleriyle tanıdığı Atatürk. Adını bilen, tanıyan yabancılar onun insanlara zorla kabul ettirilmiş bir diktatör olduğunu okullarında okumuş olsalar ve buna inansalar da, berber dükkanlarından, turizm acentalarına, taksi durak kulübelerinden, internet kafelere ve manikür-berber salonlarına kadar her yerde aynı adamın resimlerini asılı görünce bunun ancak kişisel istekle yaşatılabilecek bir efsane olabileceğini düşünmeye başlıyorlardı.”
“Yaşamın amacının, mutluluğun sürekli kılınması değil, bilincin yoğunlaştırılması ve arınması, bilginin zenginleştirilmesi olduğunu düşünmeye itebilirdi insanları.”