-Neler okuyorsunuz efendim?
+Kelimeler, kelimeler, kelimeler!
x Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor!
t-bırak artık kelimeleri.. cümleler kur. insanları tanı.. kapını çalan insanları içeri al...
Ben kitabı Türkiye demokrasi tarihi açısından değil daha çok iktidar kavramı üzerinden okudum, zira bence bu teşebbüse demokrasi denemesi demek biraz mübalağa etmek olur. Yine de dönem okuması anlamında güzel içerik bırakmış bir tecrübe: Serbest Cumhuriyet Fırkası. Konunun baş aktörü Fethi Okyar, eski ittihatçı, Malta sürgünü, Cumhuriyet kadrosunda Ali Ağaoğlu, Celal Bayar gibi liberal kanadın temsilcilerinden, büyükelçilik, bakanlık başbakanlık yapmış bir siyasetçi ve Atatürk’ün eski arkadaşı. Karakter olarak okumaya hevesli, kültürlü, hürriyetçi ve ihtiyatlı bir mizaca sahip. Malta sürgününde bol bol okuyup inglizce öğrenmiş mesela.
Şeyh sait isyanı (1925) sonrası Terakkiperver fırkanın kapatılması, İstiklal mahkemeleri, dış borçlar ve artan vergiler, devletin parti devletine dönüşmesi yani demokrasiden uzaklaşılması buna bağlı olarak millet vekillerinin işlevsizleşmesi, parti mensuplarının ve çevresinin palazlanması halkta ve dış politikada huzursuzluk yaratır. 1930 da Atatürk güvendiği arkadaşlarından biri olan, politik olarak daha liberal ve cumhuriyetin kuruluş ideolojisini benimsemiş birine, Fethi Okyar’a parti kurmasını salık verir. Fethi Bey’in tek istediği ise Atatürk’ün tarafsız kalmasıdır. Fakat olaylar ve kişiler buna mani olacaktır: CHF yöneticileri alışmış oldukları kontrolsüz ve keyfi idare anlayışlarıyla kendilerini tenkit edecek bir muhalefet fırkasının varlığına tahammül edebilecek midir?
İzmir mitingi ve sonrasında yerel seçimlerde iktidardakilerin muhalefete tahammül etmesinin kolay olmadığı görülür, kitaptan bir alıntıyla, çünkü:
“O güne kadar hükümet yetkilileri ve Halk Fırkası ileri gelenleri İzmir'in adeta sahipleri gibiydiler. Her dedikleri kanun yerine geçiyor, halk her şeye suskun kalıyordu”
Kitabın sonunda değerlendirme kısmında Mete
“Fotoğraflama eylemi bir arayıştır, fiziksel ve ruhsal olarak harekete geçmektir.” diyor yazar. Bir de halihazırda çekilmiş bir fotoğrafın yorumlanması var. Bir fotoğrafta, özellikle bir aile fotoğrafında ne ararız? Ne buluruz? Neyi bulamayız? hatıralar, aidiyet, unutulmuşun arkeolojisi, ailevi bilinçdışı, geçmişle bağlantı kurmak, muhafaza etmek, sosyal varlığının temsili v.s Peki neden bunca dikkat bunca okuma? Çünkü:
“Geçmişle tekrar temasa geçmek kendine yeniden bir şimdi ve gelecek bulmayı sağlar.”