-Neler okuyorsunuz efendim?
+Kelimeler, kelimeler, kelimeler!
x Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor!
t-bırak artık kelimeleri.. cümleler kur. insanları tanı.. kapını çalan insanları içeri al...
Cumhuriyetin ilk yıllarında Türkiye, gene de dışarıdan un ve yiyecek madde ithal etmekteydi. Un, başlıca ithal maddelerimizden biriydi. 1923'te ithalatın % 27'si gıda maddeleriydi. Bu miktar 1926'da % 15'e düşmekle beraber, hatta 1928'de gene de % 18.50 oranında yer alıyordu. Bunun bir sebebi de, memleketin içeride kalan üretim sahalarından, Istanbul, İzmir gibi şehirlere olan nakil zorluğuydu. Demiryolları az, navlun pahalıydı. Meselâ düşünmeli ki, 1926'da bile Adapazarı'ndan patates Istanbul'a, Marsilya'dan gelen patateslerden daha pahalıya mal oluyordu ve Merzifon pirinci Samsun’da Hindi-Çin pirincine rekabet edemiyordu.
Lord Curzon, saatine bakar ve:
-İsmet Paşa, memleketinizi kurtarmak için ancak yarım saatiniz var!
....
-Türk Milleti Hakimiyetine aykırı hiçbir kaydı kabul etmem
"Kumanda ve siyasi mücadele hayatında sırası geldiği zaman, çekilmesini bilen adam, memlekete az bir zamanda yeniden hizmet ve fikirlerini yürütebilecek bir vaziyete girer." 21.12.1920 (Çerkes Ethem'e çektiği telgraf)
Araya birtakım tahrikler ve tahrikçiler de karıştı. Din, İman, Şeriat sloganları gene ters yollarda işletilmeye başlandı. Kışlalara din adamı, imam, hatip, şeyh sıfatı altında birtakım sarıklı tahrikçiler musallat oldular. Gavurluk, dinsizlik, Ulu Hakan sözleri gene leblebi gibi çiğnenmeye girişildi ve tabiî netice pek çabuk patlak verdi.