A.KIL

A.KIL
@Seretan34
-Neler okuyorsunuz efendim? +Kelimeler, kelimeler, kelimeler! x Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor! t-bırak artık kelimeleri.. cümleler kur. insanları tanı.. kapını çalan insanları içeri al...
Demokrasi ve diktatörlük
Demokrasiler gibi yerleşmiş, gelişmiş rejimlerle diktatörlükler arasındaki fark şuradadır: Birinciler zaman faktörünü en tabiî iş arkadaşı olarak kabul ederler. Zaman içinde kurulduğundan, zaman içinde devam etmek kendilerine yeter. Gelecek nesillerin iş ve sorum payını ayırırlar. Diktatörlükler ise, her şeyin kendi ömürlerinde olup bitmesini isterler. Demokrasiler sürekliliği gösterirler. Hüviyetleri uzun bir mâzi içinde, onun dersleriyle gelişmiştir. Napoléon: "Keşke kendi kendimin torunu olsaydım." der. Bu söz, başlanan bir işi sürdürmekle kendi başladığını kendisinin bitirmesi arasındaki düşündürücü farkı gösteren bir itiraftır. Napoléon'un anası Fransız ihtilâli, babası da tesadüftü. İkbali parlayınca ikisini de inkâr etti, tek başına kaldı.
Sayfa 87·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce
Reklam
Millet ve Kitle
Milletle kitlenin arasında büyük bir fark vardır. Millet haya tin muvazenesidir. Kitle ise bu muvazenenin bozuluşundan çıkar. Millet adamı bu muvazenenin dehâsını kendinde duyandır. Kitle adamı kudretini zümreden alır ve onun sayesinde hükme der. Birisi yapıcıdır, öbürü yapsa bile sonunda kendi eliyle gene yıkar. Atatürk millet adamıydı. Mücadelesini hürriyet fikri için onun etrafında yaptı. Hakikî şef milletten doğar. Zümreden gelmez. Atatürk milletten gelmişti.
Sayfa 83·Kitabı okudu
Felsefe-Düşünce

A.KIL

, bir kitap okudu
9/10
·544 syf.·
Beğendi
·
2022 13. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar
8.6/10 · 522 okunma
İstanbul deryasının içinde bir "iç deniz"
10/10
·382 syf.··
Beğendi
·
2022 11. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2022 00:00
Önsözünde yazarın dediği gibi "Tarihte iki büyük yangın geçirmiş olmasının yanı sıra, 1970'li yıllardan bu yana kalite ve kimliğinden çok şey yitirmiş olmasına rağmen Beyoğlu, İstanbul deryasının içinde bir "iç deniz". Git git bitmeyen derin bir cadde. Her bir köşesi, her bir sokağı, her bir binası anılarla, tarihle iç içe. Anlat anlat bitmeyen bir yer. Ne satırlara sığar ne de kitaplara. Beyoğlu'nu anlayabilmek için köşe bucak, gerektiği gibi gezip görmek gerek. “ Tam aradığım kitaptı, meydandan tünele İstiklal Caddesi'nde yürümek keyiflidir. Neden? Bir defa her çeşit insan görürsünüz, her nevi mizaç rahatça vücut bulur burada. Tıpkı mimarisi gibi: art nova, neo klasik, ne “idüğü belirsiz mimari” akımlarının temsilcileri de buradadır. Sadece binalar değil, pasajlar, sokaklar, tarihi ile her köşe başında bir hikaye barındırır. Beyoğlu; kiliseleri, yabancı okulları, sefaretleri, lokantaları, pastaneleri, sinemaları ve edebiyat severlerin Sait Faik’te, Salah Birsel’de mutlaka rastladıkları meyhane ve batakhaneleri ile Osmanlıdan Cumhuriyete bir "yaşanmışlıklar açık hava müzesi". Bu hikayeleri bilerek istiklalde yürümek ise bambaşka bir keyif oluyor. Bilerek müze gezmek gibi. İşte bu kitap bu yüzden çok güzel bir kitap. Taksim'den Tünel'e Adım Adım Beyoğlu
Gezgin Okur-Yazarlık
Taksim'den Tünel'e Adım Adım BeyoğluTurgay Tuna · E Yayınları · 20145 okunma