Bardamu

Bardamu
@Serevear
Aramacı kurtarmacı
Ankara
16 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı

Bardamu

, bir kitap okudu
10/10
·352 syf.·
Beğendi
·
2020 15. kitabı
Gustave Flaubert
7.3/10 · 40,9bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2020 12. kitabı
İnsan, doğanın başına gelmiş en büyük felaket mi? Fransız toplumbilimci ve filozof Henri Lefevbre, bir makalesinde ‘doğa hakkı’ ismini verdiği bir kavramdan söz eder. Bu kavram, kentlerin kırsal alandaki yaşama müdahelesini ve bu durumun sonuçlarını ele alır. Lefevbre; kentin, kırsalı tahrip ettiğini, kentin bolluğunun mülksüz kırsallığın karşısına bir simulakra olarak konduğunu, kentleşmeye çalışan köyün arada kaldığını ve yaşam alanlarının tahrip edilmesinden kaynaklı sefaletlerin örneklerini ‘doğa hakkı’ kavramı ile açıklar. ‘’Garip bir şekilde doğa hakkı (kırsala ve saf doğaya ait olan) son zamanlarda boş vakitlerin kullanımıyla alakalı olarak toplumsal pratiğin içine nüfuz etmiştir. Doğa hakkı meselesi şehirlerin yoğunlukları, gürültüleri, bozulan silüetleri karşısında yapılan sıradan protestolara kadar gitmektedir. Bu tuhaf gidişat için söylenebilecek tek şey; doğa da artık değişim değeri ve ticari faaliyetler içerisine dahil olmakta, pazarlanmaktadır. Ticarileşmiş, endüstrileşmiş, kurumsal ya da kişisel olarak düzenlenmiş boş zaman uğraşları, ticaretini yapabilmek ve kazanç sağlamak için ilgilendiği bu doğallığı yıkıp yok etmektedir. Kentler ve buna bağlı olarak kentliler tarafından sömürgeleştirilen kırsal alan, kalitesini, özelliklerini ve köylü yaşamının çekiciliğini, özünü kaybetmesine sebep olmuştur.’’ Lefevbre’ye göre doğa, kâr elde edilebilecek her yöntem için yararlı bir hammaddedir. Buna doğa sporları da dahil. Tırmanış sporunun ise bu bağlamda gün geçtikçe bir tüketime dönüşmesinden dolayı Fransız filozofun söylediklerine katılmamak elde değil aslında. Peki, kendimizi doğa dostu olarak tanımlayan biz tırmanış sevdalıları Lefevbre’nin söylediklerinin tam olarak neresindeyiz? Bu sistemi bilinçli ya da bilinçsiz olarak devam ettiren öğelerden biri miyiz?
Etkinlik
Bafa GölüZorbey Aktuyun · Kişisel Yayınlar · 20143 okunma
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
Umberto Eco’nun anlattığı, Eugenio Carmi’nin resimlediği üç hikâye: Çocuklar, büyükler ve masallara gerek duyan herkes için... Umberto Eco, günümüz dünyasının en karmaşık, en içinden çıkılmaz hâle gelen sorunlarını ele alıyor kitapta. Usta yazar, çocukları yer yer hüzünlü yer yer heyecanlı bir öykü atmosferi içinde bilgilendirmeyi ihmal etmezken, ebeveynleri de durup düşünmeye sevk ediyor. Savaşların tamamen kişisel çıkarlar adına planlandığını; dil, din, ırk gibi farklılıklarımız üzerinden ayrıştırıcı propagandalar yapmanın ne denli anlamsız ve önemsiz olduğunu; doğanın hayatımızdaki önemini, insanoğlunun doğaya nasıl da ihanet ettiğini, çocukların ve yetişkinlerin yani bütün okurların sofrasına usta bir biçimde sunuyor. Böylelikle yetişkinlerin içindeki çocuğa, çocukların ise içindeki yetişkinlere sesleniyor bir anlamda. Hadi, şimdi kitabımızın sayfalarını karıştırmaya başlayalım. İsyan edip içinde bulundukları bombadan kaçmaya çalışan atomların dayanışması, kuşkucu ve birbirini sevmeyen üç ayrı ülkenin kozmonotlarının altı kollu bir Marslıdan öğrendikleri dostluk hikâyesi ve doğa dostu cücelerin dünyayı kirletenlere verdikleri çevre dersi; kitabın anlattığı üç hikâye. Bu hikâyeler sırasıyla ‘Bomba ve General’, ’Üç Kozmonot’ ve ’Cecü’nün Yer Cüceleri’. İlk hikâyemiz ‘Bomba ve General’... Evvel zamanla kalbur samanın yine iç içe olduğu zamanlardan bir gün, üniforması gecelerin yıldızlarla dolu olduğu kadar dolu bir general vardır. Atomlar birbirleriyle uyum içinde yaşarken, masum atomlarımızı bir bombanın içine hapseder; çünkü mesleğinde yükselme umuduyla durduk yere savaş çıkarma peşindedir generalimiz. Kendi hâlinde yaşayan masum atomlarımızın ise ona büyük bir süprizi olacaktır. Atomların süprizini ve generalin başına neler geldiğini merak ediyorsanız devamını
Edebiyat
Cecü'nün Yer CüceleriUmberto Eco · Yapı Kredi Yayınları · 2012348 okunma