Bardamu

Bardamu
@Serevear
Aramacı kurtarmacı
Ankara
16 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı

Bardamu

, bir kitap okudu
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2020 11. kitabı
Umberto Eco
8.9/10 · 348 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Grendel....Asıl canavar kim?
8/10
·142 syf.··
Beğendi
·
2020 10. kitabı
Destan, Beowulf’u ve onun cesaretini övedursun, Gardner’ın romanında kahramanlığa ve Beowulf’a pek yüz verildiği söylenemez. Anglosakson edebiyatının en ünlü destanı Beowulf... Bir sözlü edebiyat örneği. Kime ait olduğu, tam olarak ne zaman söylendiği bilinmiyor. XI. yüzyılın erken zamanlarında yazıya geçirilmiş. İlk kez 1815 yılında G. J. Thorkelin tarafından yayımlanmış, 3.000 satırı aşan epik bir şiir... John Gardner’ın Grendel romanı, bu destanı çıkış noktası olarak alıyor. Aslında Beowulf adlı İskandinav bir savaşçının kahramanlıklarını anlatan destanı, bir de “kötü”nün gözünden aktarıyor dersek yanlış olmaz. Grendel, destanın korkunç canavarı... Beowulf, canavarın yaşadığı topraklara gelip de onu öldürünceye kadar birçok kişinin canını alıyor. Türlü kötülükler yapıyor. Onu durdurabilecek hiçbir şey yok. Destan, Beowulf’u ve onun cesaretini övedursun, Gardner’ın romanında kahramanlığa ve Beowulf’a pek yüz verildiği söylenemez. Yüz küsur sayfalık eserin sonlarında çıkıyor ortaya Beowulf ve Grendel’in ölümüyle de sona eriyor roman. Yazar 1971’de yayımlamış Grendel’i. Başka pek çok roman kaleme almış ancak hiçbiri Grendel’in getirdiği ünü getirmemiş Gardner’a. Peki nasıl bir Grendel portresi çiziyor Gardner? Roman, karların eriyip kurumuş dere yataklarını doldurmaya başladığı bir bahar gününde açılıyor. Grendel, mağarasının yakınlarına gelmiş inatçı bir koça gitmesi için yeri göğü inleterek bağırırken çıkıyor karşımıza. Ancak koç hiç oralı olmuyor. Koçun doğanın bir uzvu olmaya boyun eğmişliğine öfkeleniyor Grendel. Sonra göğe, etrafında "beyinsizce tomurcuklanan" ağaçlara, şamatacı kuşlara, yeni biten ot ve çiçeklere, birazdan karşısına çıkacak ve onu görür görmez korkudan kaskatı kesilecek geyiğe öfke duyuyor. Koçun kayıtsızlığı da geyiğin korkusu da bir
Edebiyat
GrendelJohn Gardner · Yapı Kredi Yayınları · 201239 okunma
Jacques Derrida, Platon’un Eczanesi, Pinhan Yayıncılık, 2012, Felsefe,
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2020 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2020 12:47
Spoiler İçerir.... Platon’un Eczanesi: Hem şifa hem de zehir olmak, Jacques Derrida’nın 1972 yılında yayımladığı, La dissémination (Dağılım) başlıklı kitabının bir bölümünden oluşan Platon’un Eczanesi,size Derrida hakkında birkaç ipucu vererek başlıyor. Fransız filozofun anlaşılmadığından dem vuranların aksine Derrida’nın anlaşılır olduğu konusunda ısrarcı olan ve bu bağlamda tezini Derrida üzerine yazmış olan Prof. Dr. Zeynep Direk, Derrida’yı anlaşılır olmaktan uzaklaştıranın bizler olduğunu söylüyor. Direk, anlaşılmama sorununu okuyucunun tecrübesiz oluşuna ve felsefe çevirilerinin cesaretsizliğine bağlıyor. Zeynep Direk çevirisi ve önsözüyle okurla buluşan bu eser ile tanıştıktan sonra yazılı olan bir şeyi Platon üzerine tekrar düşünmeden okuyamıyor olacaksınız. Çünkü “yazı” Pharmakon olarak nitelendiriliyor kitapta: Hem zehirleyen hem de çare olan. Yani, zehiri ve panzehiri bünyesinde taşıyan bir canlı misali... Okuma eyleminin başlaması ile zehir yavaş yavaş kanımıza sızıyor ve zamanla bünyeyi alt üst ediyor. Kitabın giriş bölümü insanı âdeta bir ringe çıkarıyor. Kendisini Sokrates, Platon ve Derrida’nın oluşturduğu bir çemberin içinde buluyor insan ve yediği yumruklardan sonra zihninde zaman zaman aydınlanmalar ve algı genişlemeleri yaşasa da kitap; yazıya, söze dair bildiği ne varsa alt üst edip, okurunu bildiklerine yabancılaştırarak ringden salıveriyor. Derrida’nın kimi yazılarında, eleştirdiği sofistler gibi yazdığına dair eleştirilerle karşılaşıyoruz fakat okura sağ gösterip sol vurmak için elinden gelenin fazlasını yaptığı bu metinde ortada olsa da, yine de beklentinin dibine, ‘balık var mıdır?’ umuduyla oltamızı sallandırmadan edemiyoruz. Kitapta yer alan tartışmanın odak noktasını Sokrates’in yazıyı, yazmak eylemini bir Pharmakon olarak ele alması
Felsefe
Platon'un EczanesiJacques Derrida · Pinhan Yayıncılık · 2014120 okunma
10/10
·147 syf.··
2020 8. kitabı
SPOİLER İÇERİR! Böcekler İçin İlkyardım Merkezi Biz insanlar çok şanslıyız. Sağlığımızı olumsuz etkileyen en ufak bir şeyle karşılaştığımızda yardım alabileceğimiz birçok seçenek var. Etrafımız hastaneler, poliklinikler, eczaneler ve doktorlarla çevrili. Her gün yeni bir ilaç, yeni bir tedavi yolu keşfedilmekte. Ama bizler bu dünyada yalnız değiliz. Dünyamızı paylaştığımız başka canlılar da var. Peki, bu canlıların sağlıklarıyla ilgili bir sıkıntıları olduğunda ne yapıyorlar? Ellerinde ne gibi olanakları var? Kedi, köpek, kuş gibi bazı evcil hayvan dostlarımız bu konuda çeşitli imkânlara sahip. Ya diğer canlılar..? Onların gidebilecekleri bir veteriner ya da hastaneleri yok. Tamam, tamam üzülmeyin bu duruma! Onların da tedavi olabilecekleri bir yer biliyorum ama hepsinden önce sizleri veteriner Dario Pistolozzi (Daryo Pistolatsi) ve kızı Camilla(Kamilla) ile tanıştırayım… Veteriner Dario Pistolozzi, dünyanın en güzel mesleklerinden birini yaptığını düşünmekteydi. Beş yıl önce eşini kaybetmesinin ardından ilgilenmesi gereken bir kız çocuğu, yürütmesi gereken bir işi ve evinin düzenini sağlama yükümlülüğü kendisine kalmıştı. Kızı Camilla ise henüz on yaşındaydı. En büyük hayali böcekbilimci olmak ve günün birinde tropikal ülkelerdeki yeni böcek türlerini keşfetmekti. Şimdilik çalışmalarını evlerinin arkasındaki çayırda sürdürüyordu. Herkesin, iğrenç ve çirkin bulduğu canlılara karşı küçük kızın duyduğu aşırı sevginin altında annesini erken yaşta kaybetmesi yatmaktaydı aslında. Bu durumu kabullenmek Camilla için çok zor olmuş ve sağlık konusunda onu takıntılı hâle getirmişti. Bu yüzden etrafındaki herkesin, serçelerin, kertenkelelerin, karıncaların, hatta hamamböceklerinin, kısacası bütün canlıların sağlıklı olmasını istiyordu. Öte yandan hastalarını, klinik olarak
Edebiyat
Böcekler İçin İlkyardım MerkeziGuido Sgardoli · Yapı Kredi Yayınları · 201415 okunma