Paulo Coelho 'nun otobiyografik öğelerle kurguladığı, bu yüzden de hayli özel bir çalışması ile karşı karşıyayız.
Anlatım tekniği akıcı, çeviri dili ise oldukça anlaşılır.Evreni tanıma, yaşamı anlamlandırma, bireysel tatmin ve güvenlik/mutluluk/huzur arayışları insanı bazen coşkuya bazen de karamsarlığa sürükleyebilmektedir. Bilim, inanç, felsefe ve evrensel gerçeklikle barışık bir yaşam modeli oluşturmakta zorlanıyoruz. Roman; arayışlarından, edindiklerinden tatmin olmayan, genç bir kız Veronika’nın intihara teşebbüsü ve devamında gerçekleşen olayları konu edinmektedir. İntihar teşebbüsü bir yılgınlık, çaresizlik, teslimiyet, kaçış, küskünlük, vazgeçme ve benzeri negatif nitelemeleri bünyesinde barındıran, bir karar ve davranış bozukluğudur. İntihara teşebbüs eden kişiler deli değildirler. Deliler, böyle bir plan ve kurguyu gerçekleştiremezler. Maddi anlamda hatta duygu planında çok şeye sahip olmak; mutluluk denkleminin tek şartı değildir. Seveni de, maddi zenginliği de ihtiyacından çok çok fazla olan kişilerin bile intihara yeltendiğini gözlemlemekteyiz. "Ölüm bilinci bizi daha yoğun yaşamaya yöneltir." Sanırım 213 sayfalık bu kitabın özeti bu cümlede. Yaşamı rutinin içerisinde anlamsızlaşan, anlam arayışında varlığını sorgulayan bir genç kadın, Başarısız bir intihar ve her dakika ölümü bekleyerek geçirilen Slovenya'da Village adlı bir deliler hastanesi. Kırılgan yaşamların kişilikleriydi bu hastanedekiler ve her biri ayrı bir hikayeydi.Dili ve okuması bu tarz sevenler için güzel gelecek ve keyifle okunacak bir kitap.