18.yüzyıl Paris'inin illet kokulu bir pazar yerinde, balıkçı tezgahının altındaki balık artıklarının arasına doğan ve annesi tarafından ölüme terk edilen Grenouille'in hikayesidir.
Minik Grenouille, hayatı sadece koku duyusu ile algılıyor, denebilecek düzeyde diğer duyularından yoksundur. Kokusu olmayan; adalet, vicdan, huzur, saygı, kutsal... gibi kavramların Grenouille'ün hayatında hiç bir anlamı yoktur. Grenouille'ün koku duyusu o kadar üstündür ki kelimelerin, hissettikleri karşısındaki yetersizliği konuşmayı öğrenmesine büyük engel olmuştur.
Grenouille'in süt annesinin tabiri ile, içine şeytan girmişti. Doğuştan gelen bu algı farklılığından dolayı, doğduğu andan itibaren annesi ile başlayan büyük bir ötekileştirmeye maruz kalmış olan Grenouille'in, bir tutkuya dönüşen koku duyusu ile toplum da var olma çabasını etkileyici bir şekilde işleyen Patrick Süskind'e saygılar...