Bozkurtlar, okurken sanki bir tarihi roman değilde, uzunca bir rüya gibiydi. Bir kitapta olması gerekenden daha fazlası vardı.
İlk baştan beri kendinizi Ötüken, Çin arası bir yolculukta buluyorsunuz. Yemyeşil vadiler arasında çılgınlarca at koşturuyorsunuz. Kıtayların adının geçtiği her an sinirlenip, öfkeleniyorsunuz. Hele bi Onbaşı Pars'ımız var romanda öff, o yokmu o, neyse sizler okumaya koyulun bir an önce ben daha fazla spoiler vermiyim.