Keşke bir deprem olsaydı! Tam bir sarsıntı… Ve bu iş biterdi. Ölüler, diriler sayılır ve oyun biterdi. Ama şu domuz hastalık! Hastalığa yakalanmamış olanlar bile onu içlerinde taşıyorlar.
Sabahın dördünde genellikle hiçbir şey yapılmaz ve uyunur; gece, bir ihanet gecesi olmuş olsa bile. Evet, o saatte uyunur ve bu huzur vericidir çünkü endişeli bir yüreğin en büyük arzusu, sevdiği kişiye sonsuza dek sahip olmak ya da ayrılık zamanı gelip çattığında, bu varlığın ancak buluşma günü gelince son bulacak düşsüz uykuya dalmasını sağlayabilmektir.